ANASAYFA - STARGAZETE.COM

‘Avrasya savaşı’ öncesi Pentagon’da... - GAZETE YAZARLARI

‘Avrasya savaşı’ öncesi Pentagon’da...  

2001 yılının ağustos ayı ortaları... Pentagon’un kapısından içeri girerken, yaşayacağım dakikaların çok kısa bir süre sonra ‘tarihe tanıklık’ niteliği taşıyacağını tabii ki bilemezdim...

Amerikan ‘derin devleti’nin ana merkezi olarak tanımlanan ‘Net Assesment’ta görevli bir tanıdığı görmeye gitmemin nedeni, beklenmedik bir anda gerçekleşecek önemli bir görüşme ile hiç bağlantılı değildi...

Her şey çok hızlı gelişti ve artık yazılma zamanı geldi...

Pentagon’a gidiş nedenim, Amerikan Savunma Bakanlığı’nın kütüphanesinde bir araştırma yapma amaçlıydı ve bunun için ‘içeriden bir referansa’ ihtiyaç vardı. Araştırma konum ise, Osmanlı’nın 1856-65 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’ne yapmış olduğu askeri yardımla ilgili belgelerdi...

Andrew Marshall’ın ofisinde olduğunu ve bu tür bir konuyu merak etmiş bir Türk gazetecisiyle hiç beklenmedik bir şekilde görüşebileceğini de bilemezdim...

Pentagon’daki dost, her zamanki nezaketiyle beni ofisine buyur ettiğinde karşımda bir ‘tarih’ ve daha da önemlisi ‘Amerikan devletinin ana beyninin’ durduğunu biliyordum...

1921 yılında doğan Marshall, Chicago Üniversitesi’ni bitirdi, Amerika’nın ilk think-tank’i Rand Corporation’a katıldığında takvimler 1949 yılını gösteriyordu...1950 ve 60’lı yılları, strateji uzmanı olarak bu kuruluşta geçirdi. Daniel Ellsberg, Herman Kahn ve James Schlesinger gibi çok güçlü beyinler ile aynı gruptaydı. Zaten bütün her şey, Schlesinger’in Amerikan Savunma Bakanı olmasıyla gelişti. Dönemin Başkanı Richard Nixon, Amerikan devletinin ana stratejilerini belirleyecek ‘Net Assessment’ın kuruluşunu ve başkanlığını 1973 yılında Andrew Marshall’a verdi...

...Ve o günden bugüne yeni gelen bütün başkanlar tarafından bu göreve yeniden atandı! Şu an 87 yaşında, bu görevi aksatmadan sürdürüyor ve daha da önemlisi Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Donald Rumsfeld, Zalmay Halilzad gibi günümüz Amerikan politikalarına yön veren isimleri yetiştiren portre olarak tanımlanıyor...

Andrew Marshall ile, Pentagon’un içindeki ufak ve hayli loş ofisinde yaklaşık bir saat sohbet etmek, bugüne kadar uzanan olayların gelişimini önceden yaşamak gibiydi... Bunu bana zaman öğretti...

Hayli ileri yaşını hiç göstermeyen, çok özel bir sağlık bakımı içinde olduğu hemen anlaşılabilen, ünlü Uzay Yolu dizisindeki Mr.Spak’ı andıran bu tarihi karakterin anlattıklarından, Amerika’nın Afganistan, Irak ve İran’ı hedeflediğini anlamıştım.

Andrew Marshall ‘a göre, ‘Batı’nın güvenliğini’ tehdit eden tüm unsurlar, bu coğrafyada kendilerine yer bulmuştu. Afganistan’daki Taliban rejimi yıkılmalı, Irak’taki Saddam gitmeli, ‘İslami radikalizmin’ iki cephesini oluşturan İran ile Suudi Arabistan’a da çeki-düzen verilmeliydi...

Kendisine, ‘Bütün bu söylediklerinizi yapabilmeniz için elinizde çok geçerli gerekçeler bulunması gerekiyor, yoksa, bir süper güç bütün dünyaya kafa tutmuş olmaz mı’ diye sorduğumda aldığım yanıt çok kısa olmuştu: ‘Böyle bir dünyada bir gerekçe bir gün mutlaka kendiliğinden ortaya çıkar!..’

Bu görüşmemizden sadece 26 gün sonra, 11 Eylül günü, Usame bin Ladin’in liderliğindeki El-Kaide, Amerika’yı vuracaktı!..

Dönüp baktım... O günlerde Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığım Savunma ve Strateji Dergisi M5’in Ekim 2001 tarihli kapağına şu cümleleri yerleştirmişim:’Afganistan vuruldu... Irak hedefte... Gözler İran’da... Türkiye hazırlıkta...AVRASYA SAVAŞI!’

O sohbet sırasında, Marshall’a, ‘Bütün bu anlattıklarınızdan, nükleer silaha sahip Pakistan’ın da büyük risk altında olduğunu görüyorum. Bu ülke Türkiye için de son derece önemlidir. Pakistan’ın geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz’ dediğimde aldığım yanıt, yanımdaki ‘dost’a dönüp, ‘sence Pakistan diye bir ülke var mı’ demesi olmuştu... Pakistan’ın bugün, özellikle Butto suikastı sonrası geldiği nokta ‘Net Assessment’ta yıllar önce ne planlanmışsa devam ettiğini gösteriyor...

Bu nedenle... İran’a dikkat... Kimse George W.Bush’un ‘giderayak’ bir şey yapmayacağı gibi kanılara pek kapılmasın...

Bush gider yerine Obama gelir ama Andrew Marshall ve onun ekibinin planlamaları durur...

Kendi içindeki ‘garip’ bir çekişmeye çok fazla gömülmüş Türkiye de, Irak’tan sonra, bir de İran cehennemi ile karşı karşıya kalır...

Zaten, petrol fiyatının 150 dolar düzeyine gelmesi de, dünyanın sonu çok bilinmeyenli bir denklem gibi gözüken büyük bir savaşa daha adım adım yaklaştığını gösteriyor...

Bir kez daha uyarıyorum...


Tarih: 19 Haziran 2008 Perşembe, 00:00

ÖNE ÇIKANLAR

['http://91.93.103.35/reklam/staregazetebanner.swf','305','150']
star RSS KAYNAKLARI

MENÜ

REKLAM

www.yirmidort.tv

SON DAKİKA

SİTEDE ARA