



Bunun en kısa cevabı bizce: Hiçbir şey olmaz... Türkiye’deki bankalar, sermayedarı kim olursa olsun, Türk sisteminin, Türk ekonomisinin bankalarıdır. Ve de merkezin batması, Türkiye’deki bankaya birşey yapmaz. Bu bizim görüşümüz. Ama bu işleri bilen fon yöneticisi Mark Mobius’a sözü verelim. Mobius geçen Romanya’da konuşmuş. -Burada ve Türkiye’de Yunan banka iştirakleri var, ama Yunanistan’da olacaklar bu bankaları etkilemez- demiş. Söylediği şu: Türkiye, Romanya ya da başka yerdeki Yunan sermayeli bankalar, merkezlerinden bağımsız çalışıyorlar. Yerel bankalar, koruma duvarının arkasındalar. Öyle sermaye ya da varlık transferi yapmalarına izin verilmiyor. Ana banka batsa bile yerel bankaların sermayeleri güçlü, hemen başka alıcı bulurlar. Sonuçta bu konuda iki tane sağlam şahit bulmuş durumdayız. Artık herhalde kuvvetli bir beyan olarak kayıtlara geçer.
Hindistanlı işadamının Türkiye’ye bakışı
Türkiye-Hindistan ticareti hem var hem de yok denecek kadar az. İki ülkenin sıkletinin çok altında bir ticaret var. Hareketlendirmek için bir Serbest Ticaret Anlaşması yararlı olacak. Bir de tarafların birbirini, piyasasını, huyunu-suyunu tanıması önemli.
Atradius diye kredi sigortası yapan Hollanda merkezli AB şirketi var. Onlar Hindistan’da rapor çıkarmış: Türkiye ile ticaret yaparken nelere dikkat etmeli? Rapordan bazı başlıklar... Örnek: Rekabet kurallarına dikkat edin- diyor. Tedarik anlaşmalarında yetkili hukuk taraflarca ne seçilirse seçilsin, Türk rekabet hukukunun geçerli olacağı hatırlatılıyor.
Fikri Mülkiyet Haklarınızı Koruyun- diyor: Fikri Mülkiyet Hakkının ihlali ihbar edlirse, gümrük malınızı 10 gün çektirmeyebilir- diyor. Rapor ayrıca, Türk Serbest Bölgelerinin fırsatlarından yararlanın- diyor. Serbest bölgelerin bazı tedarikçiler için vergi kolaylığı - muafiyeti sunduğu, mevzuatın incelenmesi gerektiği yazılıyor. Sonra -Malı yollamadan önce kimle iş yaptığınızı, muhatabınızı belirleyin- diyor. Önce şirketin şirket olduğunu teyid edin, hatta çok yüklü sipariş aldıysanız, bu siparişe kaynaklık eden yönetim kurulu kararının noter onaylı suretini isteyin- diyor. Ya da bir Türk hukuk şirketinden yardım isteyin- diyor. Ayrıca -Ödeme garantisi için önceden teminat isteyin- diyor. Orada da ticaret kredi sigortası öneriliyor...
Bunlar ilginç ayrıntılar. Türkiye ile ticaret yapacak olan yabancının bilgilendirilmesi önemli. Öte yanda Türkiye’nin -Standart dışı ve kendine mahsus- bir hukuk-ticaret sistemi olduğu izleniminin verilmemesi gerekiyor. Artık -Burası Türkiye’dir... İstisnalar ve olağandışı durumlar ülkesidir- havasına bu dünyada yer yok. İstisna, istikrarsızlıktır. Türkiye’nin anlaşılır, uluslararası standartta bir ticaret ülkesi olduğuna hem bizim, hem de ticari partnerlerimizin inanması gerekiyor. Yoksa -Türkiye ile Ticaret Yapma Sanatı - türünden kitap/rapor endüstrisi yaratmanın alemi yok.
2002-2003 civarında bir IMF yetkilisi Türkiye’nin o zamanki meşhur IMF programını yorumlarken, -Bu program, Türkiye’de normal iş yapma ortamını kurma girişimidir- demişti. Herkes kur-faiz-enflasyonla kafayı bozmuşken, IMF net yapısal hedefi vurguluyordu: Normal bir iş ortamı... O zaman için müthiş bir ifşaattı... Reel ekonomiye normal iş ortamı kurulacak ki, ülke üretsin, büyüsün... Bu ortam Türkiye’de büyük ölçüde kuruldu- diyebiliriz. Biraz daha ortamı düzeltmek gerekiyor, ki örneğin Hintli işadamları ürkmeden gelsin. Türkiye açısından bakınca da Hindistan iş ortamının değişim göstermesi lazım. Bu arada Hindistan’da -Türkiye 2011’in ilk yarısında Çin’den hızlı büyüdü- diye bir mesaj dolaştırılmakta... Hintiler de mesajı almışlar. Bu gayet olumlu. Çünkü büyüyen ekonomi ticaret yapar, Ticaret yapan ekonomi büyür.
twitter.com/selimatalayny
Selim ATALAY