Romney’nin stratejisi: Sağın fantazisini sahiplenmek

Romney’nin stratejisi: Sağın fantazisini sahiplenmek   Paul KRUGMAN pkrugman@stargazete.com
Romney’nin stratejisi: Sağın fantazisini sahiplenmek
31 Aralık 2011 Cumartesi

Sağcılar kafalarında yarattıkları bir liberal tipini aşağılamaktan büyük keyif alıyorlar. Sağcıların böyle köklü bir fantazisi vardır.

Dosya:http://85.111.20.14/icerik/111231-121526-y2.jpgPolitika yazarı blogcu Kevin Drum, Mitt Romney’nin kısa süre önce gerçekleşen bir Cumhuriyetçi Başkan adayları tartışmasında “(Başkan Obama) temelde gelecek yüzyılın post-Amerika yüzyılı olacağına inanan bir başkan. Belki de Çin yüzyılı olacaktır. Yanılıyor” şeklindeki açıklaması üzerine haklı olarak patladı. Drum’ın, 16 Aralık günü, Fox News televizyonundaki tartışmanın ardından Mother Jones sitesinde yazdığı üzere, Obama hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi. “Cidden, nereden çıkıyor bunlar? Hepsi kafadan atma” dedi ve şöyle devam etti: “Obama asla bunu söylemedi, buna yakın bir açıklaması dahi olmadı. Hakikaten de seçim kampanyaları bazında post modern bir döneme girmişiz.” Romney gerçekten de yeni tip bir rekor kırdı: Geçtiğimiz yüzyıllarda Amerikan politika arenasında yaşanan bunca kötü şeye karşın ben bu kadar rahatça ve utanmazca yalan söyleyen başka bir aday hatırlamıyorum. Ama bunu bir yöntem kapsamında yapıyor. Romney, Obama’nın Amerika adına özür dilediğini, yabancı liderlerin önünde diz çöktüğünü ya da Amerika’nın çökmekte olduğuna inandığını söylerken sağcıların fantezilerine hitap ediyor. Bunlar hep sağcı kafasında, bir liberalin düşüneceği şeyler. Sağcıların böyle köklü bir fantezisi vardır, bir liberalle tartışmaya girip onu muhafazakar savlarla aptal durumuna düşürmek. O önyargılı savları her ciddi liberal politik tartışmada binlerce kez duymuştur ve işin aslını anlatarak kolaylıkla çürütebilir. Sağcılar kafalarında yarattıkları bir liberal tipini aşağılamaktan büyük keyif alıyorlar; ki o tipi de ararsan illa bir yerlerde bulursun ama Cumhuriyetçiler’in gerçek politik rakipleriyle bir alakası yoktur. Obama da, bazı (veya çoğu) kararlarına dair ne düşünürsen düşün, sağın hayallerindeki o ürkek, özür dileyen adam değildir. Taviz veren bir insan ama bunun işe yarayacağına dair yanlış bir kanıya sahip olmasından ileri geliyor, cesaret eksikliğinden değil; çelik gibi sert ve kararlı da olabilen bir kişi. Ve evet, o Osama Bin Ladin’in işini bitiren başkan. El Kaide için George W. Bush’tan çok daha etkili bir düşman oldu.

Ama Romney’nin umurunda değil. O gol atma peşinde ve yalanlarını örtmesi veya ‘tartışmanın bir de bu yönü var’ demesi için medyaya güveniyor. 

ARKA PLAN:  HAYEK

Özür yok

Eski Massachusetts Valisi Mitt Romney Cumhuriyetçilerin 22 Eylül günü Florida’da gerçekleşen bir başkanlık tartışması toplantısında Başkan Barack Obama’nın “dünyanın dört bir yanına gidip Amerika adına özür dilediğini” söyledi. Bu söylem Romney’in Cumhuriyetçilerin Başkan adayı olarak seçim stratejisinin bir parçası.

Geçen yıl çıkan kitabı “No Apology: Believe in America” (Özür Yok: Amerika’ya İnanın) ile Romney, Obama’nın Birleşik Devletler politikaları için özür dilediğini ve bunun “yabancı ülkeler ve yabancı liderlere Amerika’yı neden sevmediklerini anladığını, ya da en azından bunun anlaşılır olduğunu söylemek için kullandığı yöntem” olduğunu yazmıştı.

Muhafazakar bir vakıf olan Heritage (Miras) da, Haziran 2009’da “Obama’nın en büyük 10 özrü: Başkan bir süpergücü nasıl aşağıladı” başlıklı bir liste yayınlamıştı. Listede Obama’nın iki ay kadar önce Fransa’da yaptığı ve Amerikan devletinin Avrupa’ya karşı geçmişte sık sık “kibirli” davranmış olduğunu ve “dışlayıcı, hatta alaycı” olduğunu söylediği konuşma da vardı. Romney seçim kampanyası sırasında Başkan’ın benzer demeçlerine değindi ve bunları Obama’nın başkanlık yeminini ettikten sonraki aylarda bir “özür dileme turnesine” çıktığı iddiasına kanıt olarak kullandı.

Ancak bazı yorumcular ve verileri kontrol eden diğerleri bu açıklamaların yanlış olduğunu belirtiyorlar. Washington Post’un veri kontrol bloğunda yazan gazeteci Glenn Kessler, Romney ve Heritage Vakfı’nın atıfta bulunduğu Obama özürlerinden bazılarının “yanlış aktarılmış veya konu dışı” olduğu sonucuna vardı. Kessler 10 Aralık günü, “Sözümüze güvenin” dedi ve ekledi: “özür dileme turnesi diye bir şey olmadı.”

Bir diğer veri kontrol sitesi olan PolitiFact’in 15 Mart 2010 tarihli raporunda araştırmacı Angie Drobnic Holan şuna dikkat çekti: “Obama’nın söylediklerine baktığımızda, özür dilemenin evrensel tanımı olan kelimeyi hiç kullanmadığını gördük, yani ‘özür’.” Araştırmacılar ayrıca Obama’nın 2009 konuşmalarında “bir taraftan böyle olurken diğer taraftan şöyle formülü” ile Amerika’yı değil, Bush yönetimini eleştirdiği sonucuna vardılar.

Keynes’in kehanetleri doğru çıktı

Ekonomist Dean Baker, Washington Post yazarı Robert Samuelson’a haklı olarak kızmış. Samuelson 18 Aralık günkü gazetede “Keynes’e veda mı?” başlıklı bir köşe yazdı ve dedi ki: “(John Maynard) Keynes yaşasaydı eminim ki Keynes politikalarının limitlerini fark ederdi. Yüksek borç analizi karmaşıklaştırıyor ve çözümü altüst ediyor. 1930’lu yıllarda işe yarayan şey bugünün her derde deva ilacı değil.” Baker ertesi gün Center for Economic Policy and Research için kaleme aldığı blog yazısında “Aslında Samuelson Keynes’e güle güle demek istiyor ancak eğer Darwin ve evrim teorisini konu alsaydı eli daha rahat olurdu. Değil mi ya, yıllardır ispat sunan delillerden başka bir şey görmedik; bu durumda neden teoriyi kabul edelim ki?” Bu alimlerin, Keynes öngörülerinin mükemmel düzeyde doğru çıkmasıyla üç yılın ardından hala mevcut delilleri onun çalışmalarını reddetmek için kullanıyor olmaları iç karartıcı.

Öngörüler doğruydu diye ne demek istiyorum? Üç şey:

1. Dışa iteleme olmadı; devasa devlet borçlanmalarına rağmen Avro bölgesi dışında faizler düşük kaldı ki, likidite tuzağı içindeyken böyle olmasını beklersiniz.

2. Parasal tabandaki büyük artışlara rağmen enflasyon durgundu; gene likidite tuzağındayken beklenen şey.

3. Mali kemer sıkma nerede uygulandıysa ekonominin gerilemesini derinleştirdi.

Bu öngörüler Keynes karşıtlarının söylediklerinden farklı mıydı? Hem de nasıl. Niall Ferguson ve Brian Riedl ve onlar gibilerin o ara yazdıklarına bakın. Devlet borçlanmalarının enflasyonu azdıracağına dair kendinden emin iddialar göreceksiniz. Allan Meltzer veya Avusturyalılar’a bakın ve para basmanın enflasyonu patlatacağından emin olduklarını okuyacaksınız. Sağ kanattan hemen herkes yayılımcı kemer sıkma politikası teorisine o veya bu şekilde inandı. Ama... ama Obama teşviki istihdamı dibe vurdurmadı! Aynen öyle. Biz Keynes’imizi ciddiye alanlar bu konuda ciddi uyarılarda bulunmuştuk. 

O bakımdan Keynes Karşıtlarının elinde kala kala Avro bölgesindeki dış borç problemleri kaldı. Fakat çoğumuzun açıklamaya çalıştığı gibi, bunlar aslında Avrupa Merkez Bankası’nın son çare şeklinde borç veren olmayı reddetmesiyle alevlenen ödeme bilançosu krizleriydi.

Şu da aklınızda olsun: teşvikle kendini borç krizine sokmuş bir ülke görülmedi; tıpkı yoğun borç yükü olan hiçbir ülkenin kemer sıkmayla yatırımcıların güvenini geri kazandığının görülmediği gibi. Tamam, bazılarının Keynes’in haklı olabileceği olasılığına bile tahammül edemediklerinin farkındayım. Veya aynı şekilde, benim haklı olabileceğim olasılığına da katlanmazlar. Gel gör ki, gerçekler ortada.

Facebook Twitter



Romney’nin stratejisi: Sağın fantazisini sahiplenmek   , Star Gazetesi Paul KRUGMAN

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER