Eğitim ve devletle zorunlu boşanma

Eğitim ve devletle zorunlu boşanma Eser KARAKAŞ ekarakas@stargazete.com
Eğitim ve devletle zorunlu boşanma
5 Şubat 2012 Pazar

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye her geçen gün daha iyiye gidiyor.

Son günlerde yapılan tartışmalar bu ifademin en bariz kanıtları.

Milli güvenlik bilgisi dersi, din dersleri, Atatürk’ün gençliğe hitabesi, dindar nesiller yetiştirme, vs. gibi eğitim sektörünün temel konularının özgürce tartışılmasını Türkiye için çok önemli bir aşama olarak görüyorum.

Bugün gelinen noktayı haklı olarak çok yetersiz görebiliriz ama hem din derslerinin hem de kemalist endoktrinasyon derslerinin sağlıklı tartışılması ortamına yaklaşmamız beni sevindiriyor; bu noktayı on sene önce hayal bile edemediğimizi hatırlıyorum.

Eğitimle ilgili tartışmaların geldiği, dayandığı nokta ya da kurum hep devlet.

Eğitimle ilgili tartışmalar çok doğru bir yönde ilerliyor ama kanımca bu tartışmalarda en büyük eksik ya da yanlışlık eğitim sektörünün devletle ilişkisinin iyi ve doğru irdelenememesi.

Eğitimle ilgili yaşadığımız tüm siyasi tartışmaların kökeninde karşımıza daima bu sektörün devletle olan anormal diye adlandıracağım ilişkisi çıkıyor.

Eğitim-devlet ilişkisinin iki boyutu var: sayısal boyutu, ideoloji boyutu.

Türkiye çok genç bir nüfus, medyan yaş yirmi sekiz, kişi başına gelir on bin dolar, bu düzeyin yapışık bir düzey olma tehlikesi de mevcut, karşımızda eğitimle ilgili devasa sayısal sorun var, daha uzun seneler devletin eğitimin her aşamasında üretici olarak bulunması elzem gibi gözüküyor; bu süreçte özel eğitimin oransal büyüklüğünü her eğitim aşamasında arttırmak için her şey yapılmalı ama, kendimizi aldatmayalım, daha senelerce devlet eğitim üretiminde önemli bir aktör olmayı sürdürecek.

Daha kısa vadeli, acil sorun eğitim sektöründe eğitim üretimiyle tekçi devlet ideolojilerini boşandırabilmek; bu tekçi ideolojinin ne olduğunun da hiç ama hiç önemi yok.

İngiltere’de eğitim sektöründe neler yaşandığının yakından izlenmesini tüm ilgililere hararetle öneriyorum; ortaöğretim aşamasında liseler özerkleştiriliyorlar, okul müdürlerine müfredat alanında bile büyük bir manevra alanı tanınıyor, çok daha önemlisi ortaöğretimde başarı kriteri ingilizce ve matematiğe indirgeniyor, bendeniz gibi düşünenlere de kıskanmak kalıyor.

Ülkemizde senelerdir din dersleri, imam-hatip liseleri meseleleri eğitim sektörünün en önemli meseleleri olarak tartışılıyorlar; oysa bu konuların çözümü çok kolay, eğitimle devlet tekelinin boşanmasını sağlamak, devlet eğitimini her türlü doktriner yaklaşımdan kurtarmak.

İngiltere örneğini boşuna vermiyorum, devletin temel eğitim süreçlerini ülkemizde türkçe, ingilizce ve matematik gibi dallara indirgersek mesele kendiliğinden çözüm yoluna girer; özel kesim ise açacağı ve kendi finanse edeceği kurumlarda anayasanın temel ilkeleriyle çelişmediği sürece ister dindar, ister kemalist nesiller yetiştirme çabasının içine girer.

Yapmamız gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ek protokolünün ikinci maddesine devlet olarak koyduğumuz çekinceyi kaldırmak, ailelerin çocuklarına temel hak ve özgürlüklerle çelişmeyecek farklı felsefi öğretileri kazandırmasının önünü açmaktır.

Bu arada kafalarımızdaki barajları indirelim, eğitimde birlik gibi ilkelerin 21. Yüzyılın gerektirdiği beşeri sermayeye hizmet edemeyeceğini görelim ve cesur adımlar atmaktan korkmayalım.

twitter.com/KarakasEser

Facebook Twitter



Eğitim ve devletle zorunlu boşanma, Star Gazetesi Eser KARAKAŞ

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER