




Küresel krizde dünya ekonomisine bir haller oldu. Liberal ekonomi ve küreselleşmenin mucidi gelişmiş Batı ülkeleri kendi kurallarını çiğniyor. Batı’da piyasa karşıtı uygulamalar artıyor
Liberal ekonomiyi Özal’la tanıyan ve son reformlarla giderek daha çok dünyaya açılan Türkiye’de ise başka bir hava var. Yeni nesil girişimcilikte sınır tanımıyor. İşte durumu anlatan 2 örnek
Türkiye’ye gelmek isteyen Hugo Boss’a cehennem silahlı tehdit!
12 milyon nüfuslu Ohio eyaletinin, 11 bin nüfuslu Brooklyn kasabasında, 375 kişinin çalıştığı Hugo Boss erkek takım elbise fabrikası verimsiz olduğu için kapatılacaktı. Üretim de Türkiye’deki fabrikaya ve lazım olursa, Doğu Avrupa’daki iki imalathaneye kaydırılacaktı... Amerikalı işçilerin ücret vs maliyeti yüksek olduğundan üretim, daha düşük ücrete çalışacak işçinin ülkesine gidiyordu. Ancak bu karar açıklanınca kıyametler koptu.
Önce, 64 yaşındaki aktör Danny Glover sahneye çıktı. Cehennem Silahı dizisinden bu yana kendini sendikacılığa veren Glover, ‘Fabrika kapanmasın’ kampanyasına başladı. Oscar töreni öncesinde aktörlere ‘Törende Hugo Boss smokin giymeyin’ diye çağrı yaptı... Neyse ki Oscar gecesi olaysız kapandı. Çünkü Oscar’da erkeklerin değil, kadınların ne giydiğine -daha doğrusu ne kadar giydiğine- bakılıyor. Sonra Glover bizzat Hugo Boss fabrikasını ziyaret etti, çalışanları dinledi ve şu neticeye vardı: Bu fabrika verimlidir, kapatılmamalıdır!
Ardından Ohio Eyalet Emeklilik Fonu sahneye çıktı. Ohio eyalet çalışanlarının maaşlarından sosyal güvenlik kesintisi yapılıyor ve toplanan para, ABD içinde, dışında bonoya-borsaya yatırılıyor. Eyalet fonunun varlığı 50 milyar dolar. Fon da Hugo Boss’un asıl patronu Permira yatırım şirketine silah çekti: Ohio’daki fabrikayı kapatırsan, senden paramı çekerim!
DÜNYA NE KÜÇÜK
Film burada karışıyor. Yavaş çekim gidersek: Alman Hugo Boss’un sahibi, İtalyan Valentino moda grubu. Valetino’nun sahibi de global yatırım şirketi Permira. Bu şirket aynı zamanda Londra’dan fon yönetiyor. Permira, eskinin meşhur Schroder Fonu. İçinde Alman-Fransız parası var. Ohio fonu Permira’ya vaktinde 150 milyon yatırmış... Şimdi Ohio fonu, bizim eyalette 350 kişiyi işsiz bırakacaksın vs. vs. diyor... İşin kötüsü, Ohio’nun para yatırdığı Permira fonu geçen yıl yüzde 36 zarar etmiş... Yani Ohio Fonu Londra’daki parasını çekmek için bahaneyi gökte ararken, Brooklyn kasabasında buldu.
Bu arada filmi daha da karıştırmak için: Ohio Fonu’na destek olsun diye Kaliformiya Eyalet Emeklilik Fonu da Permira’ya yüklendi ‘ya evet, niye çocukların ekmeğiyle oynuyorsun’ diye...
Film burada bitmiyor. Geçen hafta Ohio eyalet senatörü Brown, ABD Kongresi bankacılık alt komitesinde özel oturum yapılıp ‘ABD’deki işlerin ülke dışına gitmemesi için ne yapmalı’ diye konuşulmasını istedi. Oturumun asıl başlığı ‘Benim seçim bölgemdeki işlerin kurtarılması...’ Ama herkesin bir seçim bölgesi olduğu için oturuma itiraz yok. Brown ayrıca Permira fonuna mektup yazdı.
Hugo Boss son durumda ‘Tamam masaya mecuren otururacağız, ama bu işletme verimsizdir ve 28 Nisan’da fabrikayı kapatmaya kararlıyız’ diyor... Ancak bu noktada mahkeme, dava, kural vs baskısı başladığından, Hugo Boss’un kararı gecikebilir. Ya da Hugo Boss , fabrikayı açık tutmanın zararıyla, zorla içine itileceği hukuki bir savaşın maliyeti arasında kalabilir... Ve o zamana kadar bu filme Mel Gibson mı katılır, Sandra Bullock mu girer, belli olmaz. Yine Hugo Boss, ‘Sendika Hollywood’da kampanya yapacağına bu kararın ekonomik olduğunu anlamalı. İşsiz kalacaklara epey bir destek olacağız’ diyor.
Kriz bahane oldu korumacılık arttı
Krizle birlikte korumacı politikalar arttı. Hugo Boss örneğinde olduğu gibi başta ABD ve Fransa gibi globalleşmenin öncüleri, artık globalleşmeden geri adım atıyorlar. İşte birkaç örnek:
• Fransa: Clio-4’ün tamamen Türkiye’deki üretimini gündeme aldı. Ancak Sarkozy devreye girince kısmen geri adım atıldı.
• İtalya: Otomobil sanayi için 1.7 milyar dolar destek vererek fabrikaların ülkede kalması sağlandı.
• Rusya: Kriz süresince sınır kontrolleri ile ihracatçıya neredeyse ‘illallah’ dedirtti.
Hollywood’da her film mutlu sonla bitmiyor
ABD’de 7 milyon önceden, 8 milyon da son üç yılda krizle işsiz kalmış 15 milyon kişi var. İşssizlik oranı resmen yüzde 10, resmi dışı yüzde 15 ve daha fazla. İş artık çölde su gibi olduğundan, 350 işçi için meydan savaşı veriliyor... Ancak Amerikalı işçi çoktandır verimliliğini yitirmiş, iş ve ücret beğenmez olmuştu. General Motors, giydirilmiş olarak yılda 100 bin dolardan fazla ücret alan işçileriyle iflas etti. Yıllardır ABD’de imalat azaldı ve imalatı Meksika - Çin hattındaki dünya üstlendi.Hugo Boss, Ohio’nun ortasında cari ücret ve mevcut sosyal haklarla bu saate kadar üretim yaparak zaten madalyayı hak etti. Ama o, sürdürülemez bir saadet idi... Şimdi silah zoruyla sürse bile, o üretimin geleceği yok. ABD’de krizin oluşumunu, patlamasını, sonra da 15 milyon işsizi kenarda durup seyredenler, son 350 tanede uyandılar. On yıllardır ekonomideki sorunları halının altına süpüren siyaset, ancak spekülaf balonlar ve çöp dağları patlayınca feryat ediyor... Hugo Boss’un yönetimi, günün ve yılın bilançosuna bakıyor, bu normal. Siyasetçi ise günü kurtarmaya bakıyor, o normal değil. Ohio’da yapılan, showdur.
Ayrıca bu feryat figan, Hugo Boss’un markasının ve yabancı şirket olmasının cilvesi. Arkansas’tan boya şirketi Ohio’da fabrika kapatsa, hiç gürültü çıkmazdı. Hugo Boss olayı yabancı sermayeye ‘ABD’de üretim yapıp, dertsiz başını derde sokma’ diyor. Küreselleşme oyununu düzgün mü oynayacağız, yoksa korumacılık yapıp ayağa kurşun mu sıkacağız?
Türkiye’ye gelecek Hugo Boss işleri ne olacak ? Bu ayın 28’ine kadar Hugo Boss durumu kurtarıp fabrikayı kapatmayı başarırsa, ek kapasite Türkiye’ye gelir. Yok Ohio fabrikası silah ve mahkeme zoruyla üretime devam etmek zorunda kalırsa, iki seçenek var: Ya Amerikalı işçiler önce kabul etmedikleri ücret indirimini kabul edecekler, ki zor... Ya da işçiler silah-mahkeme zoruyla eski ücretten çalışmaya devam eder. O zaman da işletme üç vakte kadar iflas eder ve yine kapanır. Hollywood’da her film mutlu sonla bitmiyor.
Özal kuşağı Tuba maaşa endeksli ‘GOS’ çıkardı yeni iş kapısı yarattı
EBRU BARAN İSTANBUL
Özal’lı yıllarda liberal ekonomiyle tanışarak dünyaya açılan girişimciler, yeni iş alanları yaratmada sınır tanımıyor. İlk olarak 1987 yılında Turgut Özal’ın ortaya attığı baraj, köprü ve otoyolların gelir ortaklığı senedi (GOS) yoluyla satış modelini, Tuba Tırın adlı üniversite öğrencisi kurduğu bir internet sitesi ile hayata geçirdi. Tırın ‘maasımaortakolun.com’ adlı site ile 200 kişiyi maaşına ortak etti.
Çankırı doğumlu üç çocuklu bir ailenim en küçüğü olan Tuba Tırın, kendi tabiriyle ÖSS’nin ona vermiş olduğu yetkiye dayanarak İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünü kazandı. Bu sene son sınıfta okuyan Tırın, internette doğrudan pazarlama alanında faaliyet gösteren Young Guns Türkiye firmasının ilanını görerek yaratıcı gençleri bünyesine kabul eden bu şirket için proje üretmeye karar verdi. Firmanın ‘en iyi bildiğin markalardan birini pazarla’ yarışmasına, ‘en iyi bildiğim marka kendimdir’ görüşünden yola çıkarak ‘maasımaortakolun.com’ adlı siteyi hayata geçirdi. Tırın bu sitenin işleyişini şöyle anlatıyor: “Sitemde bana destek olan herkese ileride kazanacağım maaşıma ortak olma vaadi veriyorum. Örneğin bloğuma yardım eden, fikir veren kişileri maaşıma ortak ediyorum. Ortaklarım sayesinde de sesimi duyurabilmeyi ve kariyer hayatıma başlamayı hedefliyordum. Kurduğum site çok kısa bir sürede etkisini gösterdi ve şubat ayı itibariyle 200 destekçim oldu.”
Site sayesinde tanınırlığının arttığını ve bu sayede iş bulduğunu belirten genç mucid, “Beni bu şirkete kabul ettiren ne okuduğum bölüm ne üniversite ne de doldurduğum cv idi. Şunu fark ettim ki, şirketler klasik yöntemler dışında kendini duyuran bireyleri daha çok seviyor. İşte bu projeyle ortaklarım sayesinde bunu da göstermiş olduk. Hem beni işe alan şirket, aslında çok ortaklı birini işe almış oldu. Bir kişiyle çalışacak ama onlarca beyinden yararlanmış olacak” dedi.
Bu süre zarfında kendisini en çok zorlayan şeyin projeyi ailesine anlatmak olduğunu belirten Tırın, bundan sonraki hedefinin kimya mühendisliği olmadığını belirtti. Tırın, “Şu anda çalıştığım işteki görevimden mutluyum ve bu alanda kendimi daha da geliştirmek istiyorum. Hayallerimin çıtası yüksektir bunun için de çok çalışmam lazım sanırım” dedi.
İlk geri ödemeyi 2011’de yapacak
Kurduğu ‘maasımaortakolun.com’ adlı site ile 200’den fazla kişiyi maaşına ortak eden Tuba Tırın, ilk gelir ödemesini 2011’de yapacak. Tırın, ödeme takvimini şöyle açıklıyor: “İlk on kişiden her biri ayrı ayrı bir maaşıma ortak, sonraki 90 kişi ise bir maaşıma ortak ve akabindeki 150 kişi de bir maaşıma ortak olacak. Henüz ne kadarlık bir yüzde vereceğime karar veremedim belki sadece bir çay bile ısmarlayabilirim. İlk maaş ortaklığına 2011 yılında başlıyoruz.”
Körfez devlerinden Göknur Gıda’ya yatırım
Sinop’taki nükleere Çinliler de talip oldu
Schengen vizesi olan Bulgaristan’a girecek
Soğuk hava zam şampiyonu yaptı
1-9 işçi çalıştıran yerlerde güvenlik bedeli SG...
1 trilyonluk kredi kapasitesi var
Süvari’den yılın ilk mağazası Azerbaycan’a...
gnçtrkcll’lilere SMS’le müşteri hizmetleri
Başçı: Enflasyon ikinci çeyrekte düşecek
Dolar AB zirvesiyle 1.77’nin altına indi