
2008 Ekonomi Raporu’nu açıklayan MÜSİAD, ‘Siyasi gerilim olmasaydı dünyadaki krizden en az biz etkilenirdik’ tespiti yaptı. Raporu açıklayan MÜSİAD Başkanı Vardan ‘Büyüme ve istihdam için kesintisiz demokrasinin oturması şart’ dedi
MÜSİAD yayınladığı 204 sayfalık raporla Türkiye’nin yeniden siyasi ve ekonomik istikrar ortamına ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Düzenlediği basın toplantısıyla ‘2008 Ekonomi Raporu’nu açıklayan MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan, ‘Sürdürülebilir yüksek oranlı büyümeyi sağlayabilmek ve istihdamı artırabilmek için ülkemizde tam ve kesintisiz demokrasinin oturması şarttır’ dedi. Vardan, açıkladıkları yıllık ekonomik görünüm raporunun birkaç gün içinde hükümete, ekonomiyle ilgili bakanlıklara ve Merkez Bankası başta olmak üzere ilgili ekonomi kurumları ve iş dünyası kuruluşlarına ulaştırılacağını açıkladı.
FIRSAT MAALESEF KAÇIYOR
VARDAN, ekonomide yaşanan olumlu gelişmeler hakkında bilgi verdiği konuşmasında, yapılması gereken işler ve eksikler olduğuna da değindi. Dünyanın pek çok bölgesinde yaşanan kuraklık, artan enerji fiyatları ve biraz da spekülasyonlar nedeniyle yükselen gıda ve emtia fiyatlarının insanları tedirgin ettiğini belirten Vardan, ‘Açıkça görülmektedir ki iç siyasal çalkantılara muhatap olunmasa, Türkiye küresel dalgalanma veya krizden mukayeseli olarak az hasarla çıkabilecek, gelişmiş ülkelerin iş adamları için güvenilir bir liman olabilecektir. Fakat maalesef bu fırsatı kaçırmak üzereyiz’ dedi.
ÖMER Cihad Vardan bu fırsatı kaçırmamak için Türkiye’nin önündeki riskleri iyi okuyabilmesi ve yönetebilmesi gerektiğine dikkat çekti. MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan, konuşmasında yargı reformu ve yeni anayasanın en acil gereklilik olduğunu vurgulayarak ‘Son dönemde yargı kararları sıkça tartışılmakta ve toplumda gerilime neden olmaktadır. Bu durum da istikrarı baltalamakta ve ekonominin önünü tıkayabilmektedir’ dedi.
YENİ ANAYASA
MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan yargı reformu ve anayasa konusunda ise şunları söyledi: ‘Son iki senedir yaşadıklarımız bir yargı reformuna ihtiyacımız olduğunu açıkça ortaya çıkarmıştır. Bugün yargıya yönelik en sert eleştirileri yöneltenlerin, dün yargı reformunun önünde en katı direnişi gösterenler olduklarını ibretle gözlemliyoruz. Bu noktada sivil ve çoğulcu, temel hak ve hürriyetleri garanti altına alan, kuvvetler arası ilişkileri koruyan, demokratik yeni bir anayasanın yapılması artık kaçınılmazdır.’ EKONOMİ SERVİSİ