




Arsenal’dan Galatasaray’ın Seyrantepe Stadı’na kadar birçok yapıya ısıtma kazanı kuran Erensan Ortadoğu pazarına yöneldi. Erensan bölgeye kuracağı tesisle Türk dizilerinin yarattığı rüzgarı fırsata çevirme hedefinde
İTÜ’nün en eski mezunlarından olan yüksek mühendis Mesut Eren, Türkiye’ye toplu iğnenin bile dışarıdan geldiği dönemde İsviçre’den uyarladığı teknolojiyle kazan üretmeye başladı. Bir süre sonra Ar-Ge kuran Eren’in, o günden itibaren Türkiye’yi dışa bağımlı olmaktan kurtardığını anlatan Erensan Şirketler Grubu Genel Müdürü Efkan Çeviker, 44 ülkeye ihracat yaptıklarını ve Romanya ile Rusya’da şirket kurduklarını şimdi ise Ortadoğu’ya yatırıma hazırlandıklarını söyledi. Araplar’ın Türk dizileri sayesinde Türkiye’yi tanıdıkları belirten Çeviker “Ortadoğu bölgesi Türkleri çok seviyor. Bunda Türk dizilerinin etkisi tabi var. Ama araştırma için gititğimizde her yerde Başbakan Erdoğan’ın afişlerini gördük. Çok seviyorlar, gördük ki doğru bir bölge seçmişiz, pazar gelecek vaadediyor” dedi. Ortadoğu’daki yatırımın tesis kurma şeklinde olacağını belirten Çeviker, 15 milyon dolarlık bir yatırım yapacaklarını ve devlet ve kamu işlerine yönelik çalışacaklarını kaydetti.
• Erensan nasıl doğdu, anlatır mısınız?
Erensan, yüksek mühendis Mesut Eren tarafından 1966 yılında kurulmuş. İTÜ’nün en eski mezunlarından kendisi. 1951 yılına dayanıyor mezuniyeti. Kazan işine girmeden önce bakıyor herşeye ihtiyaç var, hiçbir şey yok Türkiye’de. Toplu iğne dahi dışarıdan geliyor. 1915 yıllarının teknolojisiyle üretilen kazanlar kullanılıyor hâlâ. O güne kadar sadece perşembe pazarı var, aradığınızı orada buldunuz buldunuz. Yoksa dışarıdan getirmek zorundasınız. Yine onlara getiriyorsunuz zaten, çünkü pazar gayrimüslimlerin elinde ve sadece onlar yabancı dil biliyor. Mesut Bey, İsviçreli bir firmanın ürünlerini buluyor, onları inceleyip örnek alıyor. Patentini alıp Türkiye’ye getiriyor. Bunun üzerine Ar-Ge kuruyor ve yeni sistemler geliştiriyor.
• Şu anda ne yapıyorsunuz, şirketin sektördeki yeri nedir?
Kazanlar konusunda 25 milyon dolar ciromuz var bu yıl, bu rakam geçen yıl 16 milyon dolarlardaydı. 44 ülkeye ihracat yapıyoruz, cironun yüzde 40’ı ihracattan geliyor. Romanya ve Rusya’da da bir şirket kurduk. Yurtiçinde Vatikan Büyükelçiliği Dalaman Havaalanı, Alarko, Seyrantepe’deki Galatasaray stadı gibi isimlerin de aralarında olduğu bir çok üniversite, alışveriş merkezi, kamu binalarının kazanlarını verdik. Yurdışında da Rusya’daki Tekfen İnşaat’tan İngiltere’deki Cambridge ve Manchester Üniversitelerine, Arsenal Emirates Stadı’na kadar bir çok yapıyla çalışıyoruz.
• Yatırımlarınıza ilişkin neler söylersiniz?
Avrupa’da tek olan bir laboratuvarımız var. Burada verim ve kapasite deneyleri yapıyoruz. İstanbul’da bir fabrikamız var, 1999 yılında da Yozgat’ta kurduk. Üretimin yüzde 70’i orada. Kapasiteyi yüzde 50 daha artıracağız. 10 milyon dolarlık bir yatırım olacak. 2012 yılı sonuna kadar tamamlayacağız. Çünkü şu anda 400 milyon dolar olan kazan sektörü 2011 yılında 1 milyar dolarlık bir pazar haline gelecek. Çok hızlı büyüyor.
• Yurtdışında yatırım düşünüyor musunuz?
Ortadoğu’da kazan tesisi kurma düşüncemiz var ama Yozgat dört dörtlük hale geldikten sonra. 2011 yılı içinde start vermeyi düşünüyoruz. Ortadoğu’da yer almayı istiyoruz. Türk mallarına son bir yıl içinde ciddi talep var. Bunda Türk dizilerinin de etkisi var ama Başbakan’ın etkisi çok daha yüksek. Çünkü her yerde Erdoğan’ın afişleri var Türkler’i seviyorlar. Oradaki sanayi bir Arap Birliği’nin içinde ve kazana ihtiyaçları var. Pazar büyük. Gelirlerini sanayiye yatırmaları gerektiğini farkettiler. Oradaki yatırım için kafamızdaki bütçe en az 15 milyon doları bulur.
• Sektör ne zaman gelişmeye başladı?
1990’lı yılların başında hava kirliliği nedeniyle yapılan doğalgaz anlaşması sektörün dönüm noktası. Türkiye’de yakın politikası 5 yılda bir değişmiş. Bu andan itibaren kazan teknolojileri de değişmye başladı. Verim için teknolojiler gelişti, Erensan da bu firmaların arasında yer aldı. Amaç ne kadar az yakıt tüketilirse o kadar az dışarıya para verirsiniz ve havayı az kirletirsiniz. Isınma amaçlı ve sanayi için kullanılmaya başlayan doğalgazda bugün kantarın topuzu biraz kaçtı. Türkiye’deki bütün termik santraller baktılar ki, doğalgaz en kolay hepsi doğalaza dönüştü. Elektriğin yarısından fazlası doğalgazla çalışan termik santrallerden üretilen elektrik enerjisini kullanıyor. Enerji ihtiyacı artıyor. Eğer politikaları doğru oturtmazsanız, ileride ki ihtiyacı karşılamazsınız. Dışa bağımlı olduk, Türkiye kazandığı parayı enerji almak için dışarıya harcayacak.
• Türkiye ne yapsın peki?
Yüksek verimli cihazlar kullanılacak. Toplu ısıtma ülke politikası olmalı. Enerji alternatifleri var güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi ancak bunlar genel çözüm yaratamıyor. Nükleer bunun çözümü. 465 tane nükleer santral var, ABD’de Fransa da öyle. Bize siz santral kurmayın doğalgazı alın, en pahalı şekilde elektrik faturası ödeyin. Dışarıya bağımlı olun demek bu. Elektrik ihtiyacını çeşitlendirmek gerekiyor. Hidroelektrik santrali, termik santral, nükleer santral hepsini kullanmanız lazım. Türkiye’de bir de 250 yıl stoğu olan kömürü var. Bunu rafine de kükürt ve külü atıp karbonu kullanarak evlerde değil ama sanayide kullanılabilir. Bu teknoloji kullanılmaya başladı. Bu arada rüzgardan da güneşten de gereken yerlerde yararlanılsın. Yıllık ısınmaya harcanan 17 milyar dolar. Buradaki yüzde 30’luk bir tasarruf çok önemli.
Köprü geliriyle 10 il kalkınır
3. Köprü bu kadar konuşuluyor, bu hale geldikten sonra zaten yapmak zorundasın. Bir köprünün maliyeti herhalde 2 milyar dolardan aşağı değildir. Bu paralarla Anadolu’daki 10 ili ayağa kaldırsanız, İstanbul’daki nüfus düşer köprülerden de rahat geçersiniz. Sürekli buraya yatırımı sürdürürsen gelmeyenin de aklına İstanbul’a gelme fikrini sokuyorsun. Ardından 4’üncü köprü, 5’inci köprü gelecek. Nereye kadar...
Elektrik ve benzin fiyatı inmesin
Türkiye’de tasarruf bilinci henüz gelişmedi. Elektrik fiyatlarını düşürürseniz kimse tasarruf etmez. Daha çok yakar, nasıl olsa ucuzladı diye. Benzin fiyatını ciddi oranda indirin; otomobil satışları artar, kimse tasarruf yapayım demez. Nasılsa ucuz diye araba kullanmazken kullanmaya başlar. Bilinç oluşuncaya kadar indirim yapılmamalı bence. Hava soğuduğunda ağır kış geçirdiğimizde kimi insanlar evlerine ısı yalıtımı yaptırmayı düşünmez hemen yakıt fiyatlarını düşürsünler diyor. Oysa yakıtı yüksek paralar karşılığında yurtdışından alıyoruz.
TEM’deki kazaya simitçi ambulanstan önce ulaşıyor
Türkiye’nin yüzde 94’ü KOBİ, Türkiye’nin komple yüzde 67’si kredi olarak dağıtılıyor ve KOBİ’ler buradan yüzde 4 pay alıyor. KOBİ şirketleri çalışırsa vatandaş ekmek yer. Türkiye müteşebbis bir ülke. TEM’de bir kaza oluyor, ambulans ve polisten önce simitçi, sucu ulaşıyor. Bu başka bir ülkede yok, çünkü onların geninde yok. Adam işe giridği fabrikayı satın alır. Ya da rakip olur. İçten gelen bir ruh var.
KÜRESEL ORKESTRANIN YEREL SAZLARI
FULYA ERDEM
Altın Örümcek Ödülleri Facebook’ta oylanacak...
GoldMaster Bella ile aşkınızı paylaşın
Gaz sızdırmazlık testi tekrar zorunlu olmalı
Başkent Doğalgaz’da pazarlık Mayıs’ta
Enerjisa Avrupa’da yılın yatırımcısı oldu
Bosphorus, Kazak gazı ithal edecek
Vodafone’da kontrol abonelere geçti
Turkcell, İstanbul Modern’e sponsor oldu
Özak GYO’nun halka arzı tamamlandı
Vekon Prefabrike’den Ankara’ya yeni ofis