



Bu ülkede sana hiç ‘günaydın, merhaba’ dememiş bir insan var mıdır? ‘Benim öğretmenim...’ diye başlayan cümle kurmamış kimse bulabilir misin? Kimi zaman tebessümle, kimi zaman da buğulu gözlerle paylaştığımız birçok anımızda hep sana dair kesitler vardır.
Behçet Yavuz
Vizyoner Öğretmenim, her çağda, her toplumda rollerin farklılaşarak, gelişerek değişse de toplum mimarlığında emeğin en büyüğü her zaman senin olmuştur. Senin terin, göz nurun vardır her toplumun, her bireyin gelişim, değişim ve dönüşümünde...Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, toplum mühendisliği yapmak isteyenler, önce senin şekillenmene el atarlar. Seni kendilerine benzetmelidirler ki yetiştirdiklerin de sana ve onların istedikleri ölçütlere uygun olsunlar.
Biliyorum, çoğu zaman ev kiranı, taksitlerini ödemekte zorlanırsın. Ayda bir kitap bile almak istesen belki çocuğunun harçlığını azaltmak zorunda kalırsın. Bilgisayar almaya kalksan bir boyunca yeni bir taksit yapmak zorunda kalırsın. Yine çok iyi biliyorum, tablet bilgisayarlardan almak en büyük hayalin şu anda. Evet, hayal. Çünkü o tabletin bir tanesi, senin bir aylık maaşınla eş değer.
Senin okuduğun okullarda, fakültelerde bırakın tableti bilgisayar bile yoktu. Bilgiye, ancak koca koca birçok ciltlerden oluşan ansiklopedilerden ulaşabiliyordun. Ya da kısıtlı sayıdaki kütüphanelerden... ‘Aktif öğrenmeyi’ tahta başında, konferanslarda anlatan hocaların vardı. İyi ders anlatmayı, onları iyi uygulamayı ve sonra öğrettiklerini ölçmeyi öğrettiler hep sana. İyi ders anlatan, iyi öğretmendir, dediler hep...
Öğretmenim, dünyanın kocaman bir köye döndüğü dünyamızda değişim ve gelişimler de o kadar hızlı olmaya başladı ki... Bunun sen de farkındasın. Belki bazen aklın karışıyor. Bilgiler hızla el değiştiriyor, teknolojiler hızla gelişiyor buna paralel çocuklarımız da bambaşka bir kuşak oluşturuyor. Aslına bakarsan, bu değişimler son derece doğal. Hangimiz, geçen çağın kalıplarıyla yaşıyor ve düşünüyoruz ki... Ama çok önemli bir farlılık var ki, bu çağdaki değişim ve dönüşüler son derece hızlı.
Sevgili öğretmenim, şöyle bir düşün... 20 yıl önce kimsenin cep telefonu, bilgisayarı bile yoktu. Acaba, 20 yıl sonra bazı okullar bile kalabilecek mi? Çocuklarımızın hayata atılacakları 2020’li, 2030’lu yıllarda onları nasıl bir dünya bekliyor? Bizi ve çocuklarımızı, hayallerimizi bile zorlayan çok ama çok farklı bir çağ geliyor. Şuna inanıyorum ki her çağın değişim ve dönüşümlerine rağmen her zaman sen, en iyi öğrenme arkadaşı, kılavuzu oldun. Kitaplar dijital, kitaplar da olsa, tahtaların yerini smart tv’ler de alsa, çantalar, defterler, araçlar tablete de dönüşse, dersler sanal ortamda da yapılsa bütün bunların maestrosu sen olacaksın. Yeter ki hayatı yeniden besteleyen bu çağı doğru anlayalım, doğru yorumlayalım. Bunca yıllar, her türlü zorluğa karşın meslek etiği ve hümanizmanla insanlığı buralara kadar taşıdın. Bundan sonra da sana çok ama çok ihtiyacımız var. İnsanı ancak insan yetiştirir... Unutma, bilgi ve eğitim teknolojilerini geliştiren de insan... Ve yine unutma öğretmenim, sensiz asla...
4+4+4 ile üstün zekalıya ‘erken üniversite’ yol...
YGS’de önemli olan net sayısı
14 fakülteye dekan atadı
Mühendis adaylarına çift diploma şansı
SBS başvuruları 4 Nisan’a uzatıldı
‘Kral çıplak’ desem kızar mısınız?
Eğitim için akıllı tahtalar iş başında
Mardin’de de Batman’da da umut var artık
Kitap okuyan öğrenciler daha başarılı
Dünyaya örnek olacak yatırım