



NECDET İçel
Asık surat, sert sözler ve davranışlar yuvaları, yurtları, toplumları çekilmez ve yaşanmaz hale getirir. İnsanlar arasındaki samimiyeti, sevgiyi kaldırır. İnsanların içini karartır. İyiyi ve doğruyu düşünmekten insanı uzaklaştırır böyle insanlar da zaman içerisinde kötüleşir.
“Herkes içindekini harcar” prensibine bağlı olarak, bu tip insanlar başkalarına asık surat içinde daima sirke satarlar ve insanların nazarlarında sevimsizleşirler. Hz. İsa’ya bazıları kötü söz söylüyorlardı. Birisi Hz. İsa’ya sordu: “Bunlar sana küfrediyor, sen kızmıyorsun ve üstelik gülümseyerek onlara iyi ve güzel sözler söylüyorsun”. Hz. İsa cevap verdi: “Canı olan her gönül sahibi, nesi varsa hep onu harcar.”
Sözümüzde yüzümüz gibi güzel olmalıdır. Yüzümüz güzel ve gülümseme içinde ise genelde sözlerimiz de güzel olur. Günümüzün iktisadi krizleri, siyasi ve güncel çekişmeleri içinde ruhlarda bir sıkıntı, duygularımızda buhran ve karakterlerimize işleyen bir bunalım vardır.
Bu gergin ortamdan bir tebessümle, birbirimize karşı hoşgörü ve bir gülümseme ile kurtulabiliriz. Tebessüm, kişinin kendisinin işitmeyeceği bir şekilde sessizce gülmesidir ki buna, kısaca gülümseme diyoruz. Kendisini sevdiren insanlar, konuşmasına tebessümle başlayan, simasının güzel bahçesinden gülümseme gülleri dökülen kimselerdir.
Tebessüm satın alınmaz, rica, minnet ve mihnetle elde edilemez ve hiç kimse de ödünç vermez. Gülümsemeyi çalmak da mümkün değildir.
Gülümsemeyi karakteri haline getirmiş insan, başkasında bir kusur görünce, “dalgınlık olmuştur, istemeyerek yapmıştır” diyerek iyiye yorar, kendisinden özür dileyenlerin özürlerini kabul eder. Dost, düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dil ile karşılamak, hiç kimse ile münakaşa etmemeye çalışmak, yine bu erdemli kişilerin işleridir.
“Erdemli insan kimdir?” diye soracak olursanız; “Tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi olandır” diye cevaplayabiliriz. Tebessüm eden kimse, başkalarına ikramda bulunuyor demektir. Gülümsemenin bir maliyeti, bir külfeti yoktur ama insana çok şey kazandırır.
Tebessüm, vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştiren bir güce sahiptir. Gülümseme sadece bir an sürer. Fakat hatırası bazen ebediyen yaşar. Ne var ki tebessüm, kendiliğinden verilmedikçe, hiç kimsenin işine yaramaz.
Tebessüm gönül zenginliğinden kaynaklanır. Tebessüm, taşkınca gülmenin hafifliğine karşı, erdemli insanın vakarı, olgunluğu; diğer taraftan asık suratın iticiliğine karşı da, insanın çekiciliğidir.
Mevlana; “İnsanın nasıl güldüğünden edebini, neye güldüğünden aklını anlarım.” demiştir. “Ekşi yüzlünün balı acı olur” demişlerdir.
Şeyh Sadi, bostanında şu hikâyeyi nakleder:
“Tatlı dilli, güler yüzlü bir delikanlı bal satardı. Bu öyle bir civanmert idi ki, gönüller onun tatlılığından yanar, erirdi. Boyu, beli saz ile bağlanmış şeker kamışına benzerdi. Müşterisinin sayısı belli değildi. Öyle bir yiğit idi ki, faraza bal satmayıp zehir satacak olsaydı, herkes zehri onun elinden bal gibi içerdi.
Asık suratlının biri de, o yiğidin satışına özendi, kazancını kıskanıp bal satmak istedi. Bal tablası başında, sirke satan yüzüyle, mahalle mahalle dolaştı. “ Bal bal!” diye bağırdı durdu. Fakat balına müşteri değil, bir sinek bile konmadı...
Star Gazetesi’nin güler ve güzel yüzlü okurlarına tebessümlerimle merhaba...
Rektörlerimiz ne diyor
Gülümsemeye ihtiyacımız var
İzmir’e ulaşım
Domates ticaretine yeşil ışık yaktı
Homeros Vadisi’ne 10 yeni gölet daha yapılıyor...
Gıpta edilecek yatırım İzmir’e değer katacak...
Zeytinlik hemzemin geçidi trafiğe kapalı
Uçtu uçtu Adana’da tiyatrocular uçtu
Emre Aydın izdihamı
İzmir Kitap Fuarı’nın gözü Paris’in koltuğunda ...