



Hatta Türkiye son araştırmada Suudi Arabistan’ı bile geçerek en çok sevilen ülke tahtına oturdu. Bu bölgenin insanları Türkiye’nin ekonomisine, demokrasisine, çatışma çözüm yeteneğine büyük umut bağlıyor. Gelecek 10 yılda Türkiye’nin bölgenin en başarılı ekonomisi olacağına inanıyor. Bölgenin sorunlarının çözümüne daha fazla katkıda bulunması gerektiğini düşünüyor.
|
![]() |
Yukarıdaki tablolardan da görüleceği gibi oranlar yüksek. Daha önceki yıllarda elde ettiğimiz verilere yakın. Yani Türkiye’ye duyulan sempati, Türkiye’ye açılan kredi giderek yapısal bir nitelik kazanmakta. Bu sonuçlara, Türkiye’nin demokratikleşme tecrübesi kadar, Davos olayının, Mavi Marmara baskınının, iktidarın tarih ve sorumluluk anlayışının da katkıda bulunduğuna şüphe yok.
Türkiye’nin bu bölgedeki ekonomik görünürlüğünün, son günlerde terbiye edilmek istenen Türk televizyon dizilerinin de bu sonuçların alınmasında etkisi olduğunu yadsıyamayız. Arap baharı metaforu ile özetlenen değişime Türkiye’nin verdiği tepkilerin ise olumlu Türkiye algısının kemikleşmesine katkıda bulunduğu belli oluyor.
Ancak bu düzeyde bir alaka Türkiye’nin daha fazla konuşulmasına, hakkında daha fazla haber ve yorum yapılmasına yol açıyor. Ayrıca Türkiye’nin bölgeye gösterdiği yakınlık bölge ülkelerinin liderlik kadrolarını da rahatsız ediyor. Türkiye’nin eksikliklerinin sergilenmesine, sorunlarının tartışılmasına neden oluyor. Kısacası Türkiye yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla ve yapamadıklarıyla ilgi odağı haline dönüşüyor.
Türkiye’nin kendisine açılan bu krediyi koruyabilmesi, etkisini her alanda değilse bile güce tahvil edebilmesi için bundan sonra çok daha dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bu kredi Türkiye’ye ne için açılmış olursa olsun sınırsız değil. Arapların da başkalarının da gözü Türkiye’nin üstünde. Emin olun çok insan Türkiye’yi yönetenlerin hata yapmasını, demokrasi ve insan hakları konusunda zafiyet göstermesini, çatışma çözümü yerine güç kullanımını önemsemesini bekliyor.
Zaten kendi içinde son derece kırılgan dengeler üstünde hassas bir değişim geçiren Türkiye’nin imajını koruması dışarısı kadar içerisi açısından da önemli. İfade özgürlüğü önündeki engellerin kalkması, uluslararası saygınlığa sahip yazarlarla siyasi polemiğe girilmesinden kaçınılması, dış politikada sıfır sorun idealine dönülmesi, siyasi reyting ölçümü yapan kuruluşların uyarılarının dikkate alınması şart.
Mensur AKGÜN