Silah ve sigorta

Silah ve sigorta Ardan ZENTÜRK azenturk@stargazete.com
Silah ve sigorta
12 Ocak 2012 Perşembe

Leyla Zana ve arkadaşlarının içinde bulundukları “asabi durumu” anlamak mümkün. Onlar, “Uludere trajedisi”nin Avrupa Birliği ve NATO koridorlarına neden istedikleri gibi taşınmadığının şaşkınlığını yaşıyor olabilirler. Oysa, bir askeri harekat sürecinde -ne yazık ki- yaşamını yitiren 35 sivilin ölümü, terör örgütü açısından Batı’da “çok iyi kullanılabilecek” bir olay gibi görünüyordu. Türkiye’yi bir anda Beşar Esad’ın Suriye’si ile aynı konuma düşürmek için iyi bir fırsattı, ama olmadı! Neden?

Bu sorunun yanıtı, önemlidir.

1. Avrupalı müttefikler belki de ilk kez, Türkiye’yi “anlamışlardır...”

2. Türkiye’nin, PKK terörünün kendini yenilemekte olan bir demokrasi için nasıl büyük bir tehdit olduğunu müttefiklerine geçmişe oranla çok daha iyi anlattığı ortaya çıkmıştır.

Leyla Zana’nın Almanya’ya kadar gidip, büyük olasılıkla, beklediği yanıtları alamamasından sonra söylediği, “ Ben silahların bırakılmasını asla tartışmıyorum. O Kürtlerin sigortasıdır. Bu sorun var olduğu müddetçe o silahlar Kürtlerin güvencesidir” sözleri bu hayal kırıklığının doğal sonucudur. Uludere’de yaşamını yitiren çoğunluğu çok genç 35 Kürt’ün acısını hepimiz yaşıyoruz ve bu olayın asla unutulmaması gerektiğine inanıyoruz.

Aksine, olayda ana noktayı oluşturan “yanlış istihbarat” sorusunun net şekilde çözümlenmesini, eğer gelişme, “yabancı bir istihbarat teşkilatının manevrası sonucunda” yaşanmışsa bunun da kamuoyuna hiç gizlenmeden aktarılması gerektiğini savunuyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, İnsansız Hava Araçları (İHA)-Özel Harekat Timleri-Hava Kuvvetleri-Alan İstihbaratı dörtgeninde kazanmakta olduğu 21’inci yüzyılın savaş stratejisi kabiliyeti bölgemizdeki pek çok ülkeyi rahatsız ediyor olabilir. İsrail ve İran başta, tüm bölge ülkelerinin iki yıl içinde uzayda yer alması beklenen ilk askeri istihbarat uydumuz Göktürk’ten de rahatsız olduğu çok iyi biliniyor.

İHA’lar ve Göktürk’ün devreye girmesiyle TSK, dünyanın “asimetrik savaşta yüksek kapasiteye sahip” bir-kaç ordusundan biri haline gelecek...

Leyla Zana’nın sözünü ettiği o silahların bu denklemde bir kıymeti yoktur!.. O silahlar, Kürtler’in sigortası değil, Kürt gençlerinin kendilerinin bile tam olarak anlayamadıkları bir anaforda kaybolup gitmelerinin aracı haline gelmektedir. Aslında, gencecik çocukları ellerine birer Kalaşnikov verip, savaş kapasitesi bu kadar yüksek bir orduya karşı dağa çıkarmak, onların ölümünü hazırlamaktan başka bir anlam ifade etmiyor!..

Kürt gençlerinin geleceğini kurtarmak, onları kanlı bir hesaplaşmada kaybetmemek ve bu ülkenin geleceğini tüm gençlerimizin omuz omuza kurmaları için öncelikli işin bu tür Kürt siyasetçilerin serüvenci çıkışlarının durdurulması olduğuna inanıyorum. Çünkü onlar, akan kandan rahatsız değiller!.. Aksine, kan üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getirmiş durumdalar...

Leyla Zana da bunun farkında. Yoksa şu sözleri söylemezdi: “Ama silahların susturulması taraftarıyım. Çünkü artık gençlerin kanı akmamalı. Diyalog süreci başladığı zaman yarın arkamıza döndüğümüzde gerçekten de gençler için hepimiz üzüleceğiz ve yaralanacağız.”

Oysa, Türkiye’de herkes için diyalog yolunun açık olduğunu artık bütün dünya biliyor, bir tek, Kürt halkı adına konuştuklarını söyleyen bu arkadaşlar kavrayamamış durumdalar. Geçmişiyle hesaplaşan, gerektiğinde “anında özür dileyen” ve” yeni-demokrasi anayasası” için kolları sıvamış bir toplumda silahın neden sigorta olduğunu biz anlamıyoruz, Avrupalılar hiç anlamıyorlar!..

Eğer siz, demokrasi anlayışınıza silahı yerleştiriyorsanız, devamında “anlaşılamamaktan” rahatsız olmamanız gerekiyor. Çünkü, normal işleyen bir demokraside teröre yer yok!.. Bir demokraside bu tür açıklamalara da yer yok!..

İRAN VE IRAK DENKLEMİ: Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Tahran ziyaretinden, “İstanbul’da yapılacak İran-Batı nükleer görüşmeleri” gündemi ile dönmesi çok önemli. Türkiye, dünyanın bu en ciddi krizinde etkinliğini sürdürüyor. Başbakan Erdoğan’ın Iraklı meslektaşı Maliki ile görüşmesi de hayati önemde, çünkü, Irak’ın Şii siyaset kanadının ataklarını dengeleyecek bir dış güce ihtiyaç var. Ankara, İran ve Irak’a dönük kararlı siyasetini sürdürmek zorunda. “Birileri” fena halde savaş istiyor ve bölgedeki yeni bir savaş hepimizin felaketi olacak!..

Facebook Twitter



Silah ve sigorta, Star Gazetesi Ardan ZENTÜRK

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı

• Beşar’ın savunucusu olmak 21 Mayıs 2012 Pazartesi
• Afrika ile buluşma 10 Mayıs 2012 Perşembe
• Öldürülecekler listesi... 30 Nisan 2012 Pazartesi
• Faşizmin yükselişi!.. 26 Nisan 2012 Perşembe
• 28 Şubat’ın stratejisi 19 Nisan 2012 Perşembe


İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER