




Davutoğlu ‘İslamcı terör’ ifadesinin Müslümanların kalbine ok gibi saplandığı eleştirisi yapıp “Bu, 11 Eylül hastalığı. Terör ifadesi yanına İslam koyanla konuşmayız” dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2000’den beri Türklere yönelik cinayetlerin Almanya gibi disiplinli toplumsal ve siyasi yapıya sahip bir ülkede 10 yıl boyunca aydınlatılamamasının vahim olduğunu söylerken, bu ırkçı cinayetlerle ilgili olarak kendilerinin hiçbir zaman ‘Hristiyan teröründen’ söz etmediklerine dikkat çekti. Berlin’deki Türkevi’nde konuşan Davutoğlu, ‘İslamcı terör’ ya da ‘İslami terör’ ifadesini kullananlarla konuşmak istemediklerini vurguladı. Bakan, şunları anlattı:
Hristiyan terörü, Alman ırkçısı dedim mi?
“Dedim ki, problem burada başlıyor. Size bu teröristler için Hristiyan terörü dedim mi, Alman terörü dedim mi, Alman ırkçısı dedim mi? Ben, Almanya’ya da Hristiyanlık için olumsuz intiba olmasın diye ırkçılar diye ayırdım. İslamcı terör dediğinizde her Müslüman’ın kalbine bir ok saplıyorsunuz. Bu 11 Eylül’ün hastalığıdır.” Norveç’teki Türk kurban Gizem Doğan’ın cenazesinde Gizem ile bir Norveç’li arasında fark gözetmediklerini, Almanya’da öldürülen Yunanlı’nın ailesiyle görüştüğünü belirten Davutoğlu, “Bundan sonra İslamcı, İslami terör diyen kimseyle oturup konuşmayız. Alman dostlarımızı tenzih ederiz. Suçu kim işlediyse, suç ona aittir. Kendinizi benim yerime koyun dedim, ‘bu Hristiyan terörüne tedbir alın desem’ ne derdiniz? Siz ne hissedecekseniz, biz de onu hissediyoruz. Terör ifadesi yanına İslam koyanla konuşmayız. AGİT’de, başka zeminlerde bunu gündeme getireceğim” diye konuştu.
‘Türk her suçu işler’ zihniyeti değişmeli
Bakan, cinayetlere dair her şeyin sonuna kadar ortaya çıkartılması gerektiğini ve kurban ailelerin yaşadığı travmaların aşılabilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirtip şöyle devam etti: ‘Bir Türk her türlü suçu işleyebilir, ama bir Alman ırkçı cinayet işlemez’ zihniyeti değişmeli. En entegre olmuş kesmimize bir cinayet işlendiğinde o kesim yabancı muamelesi görecek. Bu olmaz. Bu bir insanlık suçudur” dedi. Davutoğlu, yetkilerin, ‘cinayetlerin nasıl gizli kaldığını düşünmesi’ gerektiğine dikkat çekip “Bu ırkçı terör örgütü tesadüfen yakalanmasa ya da evraklar tümüyle yok olsaydı, asla bu cinayetlerin mahiyetini bilemeyecektik. Daha kaç cinayet bu sebeple işlendi, araştırılmalı çünkü dinlediğim hikayeler, sizin ciddi sorgulama yapmanızı gerekli kılıyor. Arka planına gidilmeli” diye konuştu. Esas çarpıcı olanın kurban ailelerinin yıllarca zanlı muamelesi görmesi olduğunu vurgulayan Bakan, “Bunun ırkçı cinayet olması ihtimalinin akla gelmemesi öyle ırkçı zihniyeti yansıtıyor ki, bu cinayetlerden çok daha büyük felaket. ‘Türkler öyle barbar ki, baba oğulu öldürebilir, kocasını öldürebilir, hepsi olur ama bu ülkede ırkçı cinayet olmaz’ intibası veriliyor” dedi.
BAVYERA UETD’DEN, ALMANYA’DA ÖLDÜRÜLEN TÜRKLER’İN AİLELERİ İÇİN
1 milyon euroluk tazminat davası
ALMANYA Münih’te faaliyet gösteren Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) Bavyera teşkilatı, ırkçı saldırılarda öldürülen Türkler’in ailelerine birer milyon euroluk tazminat ödenmesi için hukuk mücadelesi başlatacağını açıkladı. UETD Bavyera Eyalet Teşkilatı Başkanı Fikret Özdemir yaptığı yazılı açıklamada, Almanya’nın maktul ailelerine 10’ar bin euro teklif etmesinin yüz kızartıcı ve utanç verici olduğu belirtilerek, “Onur ve haysiyetimizi kimsenin sofrasına yem yaptırmayız. Alman devletinin cinayetlerden haberdar olmaması mümkün değildir. Olayların kimseyi korumadan açıklanmasını istiyoruz. Almanya tüm göçmenlerin can ve mal güvenliğini sağlamak zorundadır” dedi. Davutoğlu’yla da bizzat görüştüğünü ifade eden Özdemir, “Türkiye soydaşlarının yanındadır, kimsenin burnunun kanamasına müsaade etmeyiz, konuyu yakından takip ediyoruz’ diyerek, içimize su serpmiştir. Maktullerin eşlerine ömür boyu emeklilik maaşı bağlanmalı ve çocuklarının eğitim masraflarını da Alman devleti karşılamalı” açıklamasında bulundu.
NEONAZİLER HER BİLGİYE ULAŞIYOR
Üç zanlı sadece ‘İş bitirici katil’
ESKİ gizli servis üyesi Bernd Wagner, daha başka hücreler bulunduğunu ileri sürdü. Berliner Zeitung’a konuşan Wagner, yıllardır Neonazi çevrelerde hücreler ve geniş ağlar üzerinden örgütlenen ‘başsız bir direniş’ olduğunu söylerken, aşırı sağcıların her tür bilgiye ulaştıklarını anımsatıp polis, istihbarat ve devlette ‘adamları’ olmadan, çok az yetkilinin erişimi bulunan gizli nitelikteki belgelere ulaşamayacaklarına dikkat çekti. Wagner, Zwickau hücresinin de muhtemelen bir tür ‘iş bitirici katiller grubu” olarak hareket ettiğini belirtip “Yani eylemleri bölgesel veya yerel yapılanmaların verdiği görevle yerine getirdiler” derken, bulunan isim listelerine ilişkin de “Muhtemelen bu listeyi oluşturan onlar değildi. Onlar listeyi teslim alan gruptu” dedi.