



YILLARDAN SONRA
Sepya Kitap Yayıncılık 33 yıl aradan sonra bu kitabın yeni baskısını gerçekleştirdi. Bu yeni baskıda ayrıca Uçakan ile yapılmış kapsamlı bir röportaj da yer alıyor ve dünden bugüne yönetmenin sinema görüşü de yeni bir değerlendirmeyle sunuluyor. 1977’de, dokuz üniversiteli gencin kurduğu Akın Grup’un içinde bulunan Uçakan, çektikleri Gençlik Köprüsü’yle sinemada ilk ciddi performansını gösterdi. Sinemayı sadece seyirlik bir olgu olarak görmeyen yönetmen, teorik anlamda da kendini geliştirip ortaya bir şeyler koymanın sancılarını çekiyordu. Kitabın ilk yayımından sonra bununla da kifayet etmedi ve altı sayı kadar sürecek olan Mutlak Fikir, Estetiği ve Sinema’yı çıkardı. Uçakan’ın, sinemanın kuramsal yanıyla olan ilgisi bunlarla da kalmayacak, 2003’te, yedinci sanatın fikri yönlerini Sonsuzkare adlı dergide işlemeye devam edecekti.
Türk Sinemasında İdeoloji, sinemamızı dönemler ve akımlar olarak yansıtıyor ve bu sınıflamayı Kozmopolit Sinema, Toplumsal Gerçekçilik, Ulusal Sinema, Devrimci Sinema ve Milli Sinema şeklinde yapıyor. Yeşilçam’ın omurgasını oluşturan kozmopolit sinemaya kısaca değindikten sonra, ideolojik anlamda bir değer ifade eden diğer akımlara geniş bir yer tanıyor. 1960 İhtilali’yle beraber ortaya çıkan toplumsal gerçekçilik akımını sinemamızda Marksist düşüncenin ilk izleri olarak görüyor. Toplumdaki yaşam zorluklarını gerçekçi bir anlayışla resmetmeyi hedefleyen bu akımın filmlerini örnekliyor ve bazı filmleri seçerek yönetmenlerin hangi saiklerle bu filmleri yaptıklarını açıklıyor. 1960’ların ortalarına kadar sürecek olan bu dönem, daha sonra yerini ulusal sinemaya bırakacaktır.
Daha çok Halit Refiğ’in isim sahipliğini yüklendiği bu akım Kemal Tahir’in fikirleri etrafında şekillenecek ve toplumsal gerçekçiliğe göre daha yerli bir ruhu temsil edecektir. Uçakan, bu akımı temsil eden filmlerle ilgili düşüncelerini sergiledikten sonra “Ulusal Sinemanın Tenkidi” adlı bölümde, bu görüşün Batılılaşmaya karşı bir reaksiyon olma özelliğini aşamadığını ileri sürüyor.
KAYNAK BİR KİTAP
“Devrimci Sinema” bahsindeyse yazar, 1960’ların başında başlayan Marksist düşüncenin sistematik olarak sinemaya nüfuz etmeye başladığını savunur. Toplumsal gerçekçiliğin daha siyasi bir görünüm kazanarak, sınıf farklılığından dolayı beliren sorunları işlemeyi hedefleyen bu akımı Uçakan, fikri temellerini inceleyerek ortaya koyar.
Milli Sinema ise yazara göre topluma adalet ve mutluluk getirmeyi amaçlayan bir inanç düzeni estetiğinin beyazperdeye yansıması. Yücel Çakmaklı’yla vücut bulan bu akımı “varlığı zorunlu bir aşama” olarak görür, yazar. Toplumsal seyrimizin bir yansıması olarak sinemamızda siyasileşmeyi olabildiğince geniş bir çerçevede sunmaya çalışan kaynak bir kitap, Türk Sinemasında İdeoloji.
İhsan KABİL