



TAM 40 YIL ÖNCE BAŞLATTI
Sinemaya yer göstericiliği ve 1963’te sinema yazarlığı, sonrasında asistanlıkla başlayan ve en nihayette yönetmenlikle kariyerini kemale erdiren Yücel Çakmaklı, yazılarında da işleyip fikri temellerini attığı milli sinema görüşünün ilk müşahhas örneğini 1970’de bir edebiyat uyarlaması olan Birleşen Yollar ile vermişti. 1990’ların ortasına kadar dolu dolu geçen film kariyerinde Çakmaklı, milli sinema anlayışının birinci dönemi olan 1970’lerin ortasına kadar sinemada çalıştı.
Bu dönemde ayrıca MTTB Sinema Kulübü’nde teorik çalışmalarını sürdüren, gençlerle olan fikri bağını her daim koruyan Çakmaklı, daha sonra TRT’ye yönetmen olarak geçti ve burada yine bu görüş çerçevesinde birbirinden eşsiz televizyon filmleri ve dizilerine imza attı. Çakmaklı’nın Yeşilçam beğeni ölçüleri cinsinden olan ama medeniyet düşüncesinden de sapmayan sinema görüşü, Mesut Uçakan ile daha siyasi bir çizgiye taşındı.
Milli sinemanın ikinci dönemi, Yücel ağabeyin TRT’den ayrılıp setlere döndüğü 1980’lerin sonuna rastlar. Bundan sonrası sinema ve özel televizyon çalışmalarının başbaşa gittiği dönemdir. Bu zaman diliminde ayrıca Ahmet Bayazıt’ın kurucusu olduğu Ajans 1400’ün önderliğinde Birlik TV’nin kurulması için çok çaba sarfetti ancak arkası gelmedi. Sonrasında ise Çakmaklı, TV kanallarına yapılan bir-iki çalışmanın dışında ve başladığı bir film projesinin yarım kalmasıyla bir suskunluk dönemine girdi. Kendisinden danışman ve eğitimci olarak istifade edilebilirdi. Bu dönemde bile boş durmadı, İslam ülkeleri arasında ortakyapımların önünü açacak bir sinema destek fonu için çalışmalarda bulundu, ortak festival ve film marketi düzenlenmesi için gayret gösterdi. Teşkilatçılığını son demine kadar korudu, sinema yazarlarının biraraya gelip sinematek veya sinema kulübü gibi çalışmaların yapılması gerekliliğini savundu.
ADINA FESTİVAL DÜZENLENSİN
Anma akşamında yapılan konuşmalarda, Çakmaklı’dan sonraki dönemde gençlerin devreye girip aynı çizgide çalışmalar yapmasının önünün açılması gerektiği vurgulandı. Siyasi iktidarın renginin böyle bir misyon sinemasına pek de uymadığı belirtildi. Öte yandan, sinemamızda bir milat olan ve hiçbir sanatçı kompleksi taşımayan Yücel Çakmaklı ile ilgili kitap çalışmalarının yapılması gerektiği, adına festivallerde bölümler ve ödüller konulması ve kurum ve vakıflarda adına birimler oluşturulmasının önemi ortaya kondu. Çakmaklı’nın manevi şahsiyeti, o akşam aralarında belli farklılıklar olan insanları bile bir araya getiriyor, bir sinerjiye yol açıyor, bundan sonra yapılacak proje ve çalışmalarda dayanışma ruhunun da ilk haberleyicisi oluyordu.
İhsan KABİL