



Dünya görüşü olarak, en son yönetmen Mesut Uçakan’ın yayımladığı Sonsuzkare sinema dergisinin kaldığı yerden yayın hayatını sürdürmeye çalışacağına tanık olduğumuz Film Arası’nın orta sayfalarında, Semih Kaplanoğlu’yla yapılmış geniş bir röportaj yeralıyor. Daha önce sinema yazılarıyla tanışık olduğumuz Gülcan Tezcan tarafından yapılan hacimli konuşmada Kaplanoğlu sinemasını, Mimar Sinan’ın mimari eserlerindeki süssüz, sade ama derinlikli üslupta olduğu gibi çok fazla parçalama yapmadan yalın bir kurguyla inşa ettiğini belirtiyor.
Film Kritik adlı bölümde Abdülhamid Güler, İran sineması üzerine itinalı görüşler ortaya koyuyor. Bizzat İran’a giderek, buradaki sinema hayatını yakından gözlemleyen Güler, Türkiye gibi Doğu’yla Batı arasında kalan İran sinemasından Mecidi, Kiyarüstemi, Kubadi, Semira Mahmelbaf ve Merziye Meşkini’nin filmlerindeki karakteristik temalara değiniyor. Aynı bölümde Fatih Atlas, sosyolojik nazarı ağır basan yazısında Repo Men isimli filmden kalkarak kapitalizmin ve onun kaçınılmaz bir çıkarımı olan tüketimcilik kültürünün Türkiye’deki yansımalarına çok isabetli tespitler getiriyor.
SİNEMAYA HOŞGELDİ!
Zilan Adalı, ‘Kürt Sineması’ başlıklı yazısında, bu iddiayla yola çıkan filmlerin kültürel manada bir Kürt sinemasını kuramadıklarını ileri sürüyor. Bu minvalde çekilen filmlerin ideolojik anlamda bir donanıma sahip olduklarını belirten Zilan, böyle bir sinema dili kurmanın yolunun, Kürtlerin yaşadığı sorunlara insani yorumlar getirmeye çalışan ve Marksizmin sert ideolojik dilinden beri bir söylemden geçtiğini savunuyor.
Christopher Nolan’ın Başlangıç filmiyle ilgili yazısında İpek Tanır, zihin ve rüya dünyasının sınırlarını zorlayan eserin dünya ile öte alem arasındaki insanın gelgitlerini işlediğini, bu yanıyla da bir ibret perdesine dönüştüğünü ileri sürüyor. Filmin, dünya hayatının aslında bir rüyadan ibaret olduğunu hatırlattığını, yaşadığımız hayatın aslında gerçek olup olmadığını sorguladığını, bu yaklaşımıyla Bostan ve Gülistan gibi edebi metinlerimizi çağrıştırdığını ortaya koyuyor. Oyun kültürünün varlığımız için nasıl tehditkar bir hale geldiğini gösterek yazısına başlayan Levend Saka, ‘The Oyuncu’ başlıklı yazısında Oyuncu filmine değinerek bilgisayar oyunları ve sosyal ağ sitelerinin insanı nasıl kullanılabilir bir metaya dünüştürdüğüne işaret ediyor.
Bültende ayrıca Sıfır Dediğimde filmiyle tanıdığımız Gökhan Yorgancıgil’le spot bir görüşmeye yer verilmiş. Son sayfa ise bütünüyle Yavuz Turgul’un 1985 yapımı Züğürt Ağa filminden bir görüntüye ayrılmış. Sinema yayın hayatına farklı bir soluk getiren Film Arası’na “Hoşgeldin” diyoruz.
İhsan KABİL