Belki şehre bir film gelir

Belki şehre bir film gelir İhsan KABİL ikabil@stargazete.com
Belki şehre bir film gelir
10 Temmuz 2010 Cumartesi

Türkiye’deki sinema kitaplığı yıllara yayılan yayın serüveninde diğer edebi türlere göre nicel olarak daha az sayıda bir çeşitlilik gösterir.

Kuramsal çalışmaların yanında senaryo, tarih, derleme ve eleştiri kitapları bu yelpazenin ana unsurlarını oluşturur. İnternetin yaygınlaşmasıyla matbu olarak yayımlanan eserler artık nitel bir karakter sergiler olmuşlardır. Bu kervana katılan son verimlerden biri, Suat Köçer’in Belki Şehre Bir Film Gelir adlı eseri.

AKADEMİK MAHİYETTEN UZAK

Kitap, zorlu bir uğraş olan internet yayıncığıyla da iştigal eden ve sinemasinemadır.com sitesini çalıştıran Köçer’in Türk filmleri üzerine yaptığı eleştiriler ve yine bu sinema üzerine yazdığı denemelerden oluşuyor. 2000’li yıllarda çekilen 20 kadar film hakkında ortaya konan eleştiriler, samimi bir seyircinin iç sesine tercüman olmuş çalışmalar şeklinde görünüyor. Konu edilen filmlere şöyle bir göz attığımızda, Büyük Adam Küçük Aşk, Abdülhamid Düşerken, Vizontele Tuuba, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Gönül Yarası, Babam ve Oğlum, Sıfır Dediğimde, Anka Kuşu, Kabadayı, 120, Mommo Kız Kardeşim, Uzak İhtimal gibi son dönem örneklere rastlıyoruz. Değinilerse Lütfi Akad’ın Gelin, sanat filminin mahiyeti, sinemada film seyrederken kuruyemiş yemenin anlamı, sinemanın varoluş için değeri, Yeşilçam hakkında veciz ama oldukça çarpıcı ve filmlerdeki açık sahneler üstüne kısa yazılar olarak kendini gösteriyor.

Yazılar belli bir seyircilik tecrübesi üzerine kurulmuş olarak gelişiyor ve iradi olarak akademik mahiyetten uzak. Bu özelliği genel okuyucuya ulaşmasında önemli bir etken ve iddiasını da o düzeyde koruyor. Kimi zaman karşı çıkacağınız değerlendirmeler (Örneğin, daha sonra kendi teslim ettiği Takva filminin kimi görsel unsuları veya Güneşi Gördüm’ün çarpık sahnelemeleri) mevcut olabiliyor ya da konuşma dilinin ağır bastığı bir üslup karşımıza çıkıyor. Ancak yeni tarz eleştirmecilik, internet ortamının sağladığı kişisel, samimi yaklaşım da böyle bir şey. Yine de edebi açıdan bakıldığında, akademik olanla içten, kişiselci olanın arasını bulmak belki de arzulanan bir söylem olacak.

HAKKANİYETLİ BİR YAZAR

Bu serbest üslubun önemli bir yansıması da Köçer’in filmleri eleştirme sürecinde çalışmaların gerek görsel gerekse konuya ilişkin olumlu yanlarını sergilemesinin yanında olumsuz gördüğü tarafları da sakınmadan dile getirmesi. Bu manada hakkaniyet düsturuna özen gösterdiğini gördüğümüz yazar ‘hem nalına hem mıhına’ cinsinden olması gerektiği gibi bit tavır ortaya koyuyor ve mütevazı eserini sinema literatürüne kazandırıyor. Genel olarak, belli hassasiyetlere sahip olan sinema yazarlarının açıklık, şiddet, korku gibi görsellikler karşısında tavizsiz dik bir bakış içinde olmaları, bir özgüven şuuruyla hareket etmelerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Suat Köçer’in çalışmalarının devamını diliyoruz.

Facebook Twitter



Belki şehre bir film gelir, Star Gazetesi İhsan KABİL

Yazarın Son 10 Yazısı

Yazarın Son 10 Yazısı



İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER