



Çocuklarda görülme sıklığı yüzde 3-10 arasında... Ortalama yüzde 5 demek mümkün! Kimi ebeveynler bunu bir ‘sorun’ olarak görmüyor modern zamanlarda ‘uydurulan bir sendrom’ olduğunu düşünüyor.
Kimileri ise durumun ciddiyetinin farkında, tedaviye zamanında başlayıp çocuğunun hayatını kurtarıyor. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) sorunundan bahsediyorum. Bu hafta DEHB Farkındalık Haftası ve istatistiki veriler neredeyse her sınıfta bir çocuğun bu sorunla boğuştuğunu gösteriyor.
Dikkatini uzun süre bir noktada toplayamama, aşırı hareketlilik, başladığı işi bitirmeme, dürtüsellik (isteklerini erteleyememe, aklına geleni anında söyleme) gibi birçok belirtiyle kendini gösteren bu durum özellikle çocuk okula başladığında fark ediliyor. Eğitim ve öğrenci koçu Elgiz Henden, nedenleri tam olarak bilinemeyen DEHB’nin nörobiyolojik bir hastalık olduğunu ve tanısının psikiyatrlar tarafından konması gerektiğini belirtiyor. Bu çocukların tanınmasında öğretmenlere büyük görev düşüyor. Ancak daha okulun ilk ayında “Bu çocukta dikkat eksikliği var!” demek doğru değil. Çocuğun en az altı ay izlenmesi gerektiğini söyleyen Henden “Peki belirtiler, önceki yıllarda neden fark edilmiyor?” sorusuna da şu cevabı veriyor: “Ebeveynlerde bizim ‘anne baba körlüğü’ dediğimiz bir durum oluyor. Çocuğu her şeyiyle normal görüyor. Ancak çocuk, diğerleriyle bir araya geldiğinde sorunlar ortaya çıkıyor.”
Koçluk tedavinin bir halkası
Uzun yıllar coğrafya öğretmenliği yapan, 2006’dan bu yana da profesyonel olarak eğitim ve öğrenci koçluğu yapan Elgiz Henden, DEHB hakkındaki gerçekleri de şöyle sıralıyor: “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çok yaygındır ve ayrım yapmayı gerektirmeyen bir bozukluktur. Tanı koymak karmaşık bir süreçtir. Sıklıkla başka zihinsel bozukluklarla birlikte görülür, zararsız değildir. Tedavisi çok yönlü çaba gerektirir.”
Bu çok yönlü çabada koçluk kavramının büyük önem taşıdığını anlatan Henden, ABD’de de DEHB koçluğu hareketini başlatan Jodi Sleeper-Triplett’in “Koçluk, DEHB tedavisinin eksik halkasıdır” sözünü hatırlatıyor. Çoğu kez kısa süreli seminerlere katılıp kendilerini ‘koç’ diye tanıtanların olduğunu ve bunun da şüphelere yol açtığını söylüyorum. Bu endişelerin haklı olduğunu dile getiren Henden “Çocuğa koçluk edecek kişinin eğitimini, kimlerle çalıştığını, kimlere eğitim verdiğini iyi araştırmak gerekiyor” diyor. Asıl merak ettiğim ise bir koçun DEHB’li çocuğa nasıl yardım ettiği. Henden’den dinleyelim: “Biz çocuğun bütününe koçluk yapıyoruz. Tedavi etmiyoruz, terapi yapmıyoruz. 13-21 yaş arasındaki DEHB’li gençlerin hedef belirlemesine, güçlü yanlarını keşfetmelerine, sınırlarını öğrenmelerine, bunları kabul etmelerine, gündelik yaşamlarında daha etkili olmalarını sağlayacak toplumsal becerileri elde etmelerine yardımcı oluyoruz. Onun adına kararlar alıp uygulamıyoruz. Sorumluluk duygusunun gelişmesini sağlıyoruz.”
Henden, söyleşimizin sonuna doğru önemli bir noktaya da değiniyor: “Kimse çocuklara ne istediğini sormuyor.” Peki siz, çocuğunuzun ne istediğini biliyor musunuz?
Okulda diyabet programı devam ediyor
Türkiye’de 20 bine yakın diyabetli çocuk var. Çoğu okul çağında olan çocuklar, eğitim ortamlarında sorun yaşıyor. Ders sırasında ara öğün almaları ya da tuvalete gitmeleri gerekebiliyor. Çocukluk çağı diyabeti hakkında farkındalık yaratması açısından büyük önem taşıyan ve geçen yıl hayata geçirilen Okulda Diyabet Programı bu nedenle büyük önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı Diyabet Kontrolü programı kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği tarafından yürütülen ve Sanofi-aventis tarafından koşulsuz desteklenen Okulda Diyabet Programı ile Türkiye’de 750 bin öğretmen ve 17 milyon öğrenciye ulaşarak çocuklarda diyabet belirtileri konusunda farkındalık oluşturmak hedefleniyor.
ANNENİN AJANDASI
Perdeler çocuklar için açılıyor
Çocuklara tiyatro sevgisini aşılamak, mümkün olduğunca miniğin oyun izlemesini sağlamak için yola çıkan kurumların oluşturduğu gruplar, bu ay itibariyle “Perde!” diyor. İşte size çocuğunuzun ilgisini çekecek birkaç oyun önerisi...
25 yıldan bu yana perdelerini açan Pınar Çocuk Tiyatrosu, bu sezon Yaşasın Büyüyorum oyununu sahneliyor. Bir çocuğun doğumdan ergenliğe kadarki renkli dünyasını gözler önüne seren oyun, her cumartesi ve pazar Profilo Alışveriş Merkezi’nde ücretsiz olarak tiyatroyu seven miniklerle buluşacak.
Sahnelere ilk kez 2008 yılında “Merhaba” diyen Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu, Türk çocuk edebiyatının en önemli yazarlarından Yalvaç Ural’ın kaleme aldığı La Fonten Orman Mahkemesinde adlı oyunu sahneleyecek. Oyun, Bahçelievler Kültür Merkezi’nde 22-23-29-30 Ekim ve 5-6-12-13 Kasım günlerinde ücretsiz olarak izlenebilir. İki ay boyunca İstanbul’da perdelerini açacak olan Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu, daha sonra Türkiye turnesine çıkarak dokuz ilde miniklerle buluşacak.
Bir Çizmeli Kedi de Galleria’da... Galleria’nın hafta sonu etkinlikleri hem çocuklara hem de büyüklere keyifli saatler yaşatıyor. Bugün Altınok Tiyatrosu tarafından saat 16.30’da sahnelenecek Çizmeli Kedi isimli oyun ve 18.30’daki Mithat Selection Opera Günleri ile alışverişe gelen minikler de büyükler de sanattan paylarına düşeni alacak.
Zorlu Çocuk Tiyatrosu da Çirkin Ördek Yavrusu müzikaliyle çocukları selamlıyor. İlk kez bugün saat 15.00’te Kenter Tiyatrosu’nda miniklerle buluşacak olan müzikal, 23 Nisan’a kadar sahnelenmeye devam edecek. Müzikalin 15 lira olan biletleri Biletix’te satışta.
10 yıldır Türkiye’nin 81 ilini birçok kez dolaşarak, ücretsiz oyunlarıyla bir milyondan fazla çocuğa tiyatro sevgisi aşılayan ETİ Çocuk Tiyatrosu, 2011-2012 sezonunda Çizmeli Kedi ile izleyicilerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Bugün ilk gösterimi Terakki Vakfı Kültür Merkezi’nde yapılacak oyun, yarın ve önümüzdeki hafta sonu da 12.00-14.30 saatlerinde sahnelenecek. ETİ Çocuk Tiyatrosu, bu sezon da İstanbul dışında, 45 yerde daha çocuklarla buluşacak.
Halime Sürek KAHVECİ