Fatih Hoca sebzeli, Taffarel kağıtta balık, Sabri çapari kapama sever

11 Şubat 2012 Cumartesi
Fatih Hoca sebzeli, Taffarel kağıtta balık, Sabri çapari kapama sever

Fatih Hoca sebzeli, Taffarel kağıtta balık, Sabri çapari kapama sever

GALATASARAY FUTBOL TAKIMI’NIN DENİZ ÜRÜNLERİ AŞÇISI ANLATTI

Kumkapı’da balık restoranlarından birinin sahibi Arif Fişek. O aynı zamanda Galatasaraylı futbolcuların da abisi, babası. 24 yıldır Galatasaray’ın mutfağında deniz ürünleri hazırlayan Fişek, artık kendisini takımla evli gibi hissettiğini anlatıyor. 

Aslı Gür / aslid@stargazete.com

Arif Fişek 57 yaşında bir balıkçı... 60’lı yıllarda ailesiyle birlikte Rize’den İstanbul’a göç etmiş. Tıpkı babası gibi çocukluğundan beri balıkçılık yapıyor. Yıllar önce Kumkapı’da babasının motorunda başladığı serüvenine lokantacılıkla devam eden ve kardeşleriyle birlikte Çapari adlı restoranda hizmet veren Fişek’in lezzetli balık yemeklerinin yanı sıra bir başka özelliği daha var. Fişek tam 24 yıldır Galatasaray futbol takımının Florya Metin Oktay Tesisleri’nde ‘deniz ürünleri aşçısı’.

Balığı mönüye Derwall istedi

Arif Fişek aslında tam bir Galatasaray sevdalısı. Gitmediği maç, tanımadığı futbolcu neredeyse yok. Sporla iç içe bir yaşam sürdüğü için zamanla kulüp yöneticileriyle tanışan ve lokantasında ağırlamaya başlayan Fişek’in, Galatasaray’da aşçılığa başlaması da bu sayede olmuş: “Her maça giderdik. Bu vesileyle sosyal bir yapının içine girdik, spor adamları, teknik direktörleri tanıdık. Bunlardan biri de teknik direktör Derwall’di. Türkiye’ye geldiği zaman restoranımızın ününü duymuş. Eşi ve kızıyla birlikte restoranda yemek yedi. Kalamarın sporcu sağlığında çok önemli olduğunu, kemikleri güçlendirdiğini söylüyordu. Hatta kırlangıç balığını haşlayıp çocuklara suyunu içirmek gerektiğini, kemikleri sağlamlaştırdığını anlatırdı. O takımın başına gelene kadar futbolcular hep bonfile, biftek, pirzola gibi et yemekleriyle besleniyordu. Sohbetlerimiz sırasında ‘Kamplarda neden balık yemekleri yok?’ diye konuşuldu. Bunu yöneticilere de aktarmış. Ardından da takımın balık yemeklerini pişirmem için bana teklif geldi. Zaten Galatasaray ile evliydim, teklifi seve seve kabul ettim.”

Bir oturuşta 30 kilo balık gidiyor

1988 yılında girdiği kulübün mutfağında futbolculara başlarda ayda bir kez deniz ürünleri hazırlayan Fişek’in yemekleri kısa zamanda çok sevilmiş. Şimdilerde ise beslenme hocalarının haftada bir iki kez mutlaka mönüye balık koyduğunu belirten Fişek çoğunlukla buğulama ve ızgara yaptığını anlatıyor: “Malzemelerimi seçiyorum. 35-40 kişi için ayıklanmış 30 kilo mevsim balığı götürüyorum. Son zamanlarda sarıkanat, levrek, çipura bazen kalkan, mevsiminde palamut tercih ediyorum. Tereyağında kalamar ve karides tava hazırlıyoruz. Balıkları genellikle ızgara yapıyoruz. ‘Çapari kapama’ dediğimiz bir Karadeniz usulü var. Bir tepside soğan, maydanoz ve balığı üzerine bir kapak kapatarak pişiriyoruz. Çapari kapamayı özellikle Sabri Sarıoğlu, Taffarel ve Fatih Terim çok sever.”

Fişek takımdaki tüm futbolcuların balık ayrımı yapmadan her yemeği sevdiğini söylüyor: “Bazen seyahatte ‘Arif abi uçakta balık var mı?’ diye espri yapıyorlar. Hatta Taffarel, Popescu ve Hagi başlarda balık sevmiyordu. Bir gün levrek getirdim, iştahla yediler. Bizim kültürümüzü daha çok sevdiklerini, boş tabaklarından anlayabiliyorum. Ama en çok Taffarel, Fatih Terim, Hasan Şaş ve Ümit Davala seviyor. Fatih Hoca Adanalı olduğu için yöresinin mutfağındaki gibi balıkları sebzeli yapınca hoşuna gidiyor. Taffarel kağıtta balığa bayılır” diyor.

Terim mutfakta devrim yaptı

Derwall’in mönüye soktuğu balık yemeklerinin ardından Galatasaray mutfağında asıl devrimi 1996’da Fatih Terim’in yaptığını söylüyor Arif Fişek. Terim geldikten sonra mutfakta her şeyin değiştiğini anlatıyor: “O dönem Terim ile mutfakta bir ekip olması gerektiğini düşündük. Zor koşullarda bu ekibi oluşturduk. Hatta yaklaşık sekiz ay aşçıların giderlerinden doğan farkı Fatih Hoca kendi cebinden verdi. Her şeyin en iyisinin yapılmasını istiyordu, öyle de oldu.”

Arif abi haftaya hangi balığı yiyeceğiz?

Peki Arif Fişek’in başarısının sırrı ne? Kendisine sorduğumuzda “Taze ürünlerle yemek hazırlamak” diyerek başlıyor anlatmaya: “Şimdiye kadar herhangi bir zehirlenme yaşanmadı. Eskiden artezyen suları vardı. Beşiktaş’ta bu yüzden bir ishal vakası olmuştu. Sırf bu yüzden salatalar için bidonla su taşırdım. Mikrop kapmalarından korkardım. Herbirini ayrı ayrı seviyorum. Çocuğunuz size ‘Baba bana çikolata al’ dediğinde nasıl hoşunuza giderse futbolcular ‘Arif Abi haftaya ne yiyeceğiz’ dediğinde bir baba gibi seviniyorum.”

Arda Turan oğlum gibidir

Arif Fişek 24 yılını verdiği Galatasaray’da futbolculara da ağabeyleri kadar yakın olmuş. Özellikle Arda ile arasının iyi olduğunu ve GS’den ayrıldığı için çok üzüldüğünü belirten Fişek, ara sıra konuştuklarını anlatıyor: “Arda oğlum gibiydi. İstanbul’a geldiği zaman uğruyor ‘Arif abi balığını, kalamarını özledim’ diyor. Hatta ona ‘Sen orada iyi top oyna, kendini göster, ben İspanya’ya da balık getiririm’ diye espri yaptım. Hakan Şükür ile de zaman zaman görüşüyoruz. O da benim küçük kardeşim gibidir. İlk GS’ye geldiğinde Çapari’de onun yemeğini yedik. Formasıyla ilk çektirdiği fotoğrafını imzalayıp bana vermişti.”

Kamp mutfağında yangın çıktı

Fişek’in neredeyse yaşı kadar anısı da var. Yıllar önce mutfakta balık pişirirken yangın çıktığını belirten Fişek, zor anlar yaşadıklarını anlatıyor: “Kamp dönemiydi. Mönüde lüfer vardı ve yağlı zamanıydı. Izgaraya 20 porsiyon birden attık. Takım da antrenmandaydı. Bir anda baca alev aldı. Hemen doğalgazı kapattık, yangını söndürmek için uğraştık. Tüm balıklar simsiyah, her şey kurum oldu, mutfaktakileri iptal ettik. Futbolculara dışarıdan et istendi.”

Facebook Twitter



Tarih:11 Şubat 2012 Cumartesi

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

DİĞER CUMARTESİ HABERLERİ

YAZARLAR

SICAK HABER