




Geçen hafta dünyanın en görkemli moda şehri Paris’te moda devleri haute couture koleksiyonlarını görücüye çıkardı. Parlayan taşlar, muhteşem el işçilikleri, zengin renk skalası ile 2012 ilkbahar-yaz haute couture, giyilebilir ürünler sunsa da, şov tadından taviz vermedi!
Tuğba Göktaş Kavici / tugbagoktas@hotmail.com
Versace
Podyumların önüne sıralanmış göz kamaştıran sandalyeleri unutun! Versace’nin Beaux Arts’daki sunumu izleyicileri platformun önünde topladı. En son haute couture şovunu 2004’te hazırlayan Donatella Versace’nin yıllar sonra geri döndüğü podyumda, meraklı gözler büyüleyici koleksiyonu görmek için sabırsızlanıyordu. Versace’nin klasik sert hatlı silüetlerine karşılık dantelin yumuşaklığı ve parlayan taşların birleşiminden meydana gelen kostümler birer birer kendini gösterecekti. Vücuda oturan ‘cone bra’ büstiyerlerle tasarlanan elbiseler üç boyutlu metalik detaylarla fütüristik bir hava yaydı salona. Egzotik balık formları ve altın detaylı şortlar sanatçı Thierry Mugler’in çizgi filmlerine götürdü seyredenleri. Renklerini lame öncülüğünde belirleyen Versace; turuncu, asit yeşili ve sarı gibi doygun tonlarla haute couture’e güçlü bir dönüş yaptı.
Chanel
Karl Lagerfeld moda dünyasına her zaman bir önceki şovundan daha yükseğe çıktığını çoktan ispatladı. Karl’ın bitmez tükenmez enerjisi ve moda aşkı defilelerinde kıyafetler kadar mekanın konseptine de yansıdı. Bu kez konuklar uçak şeklinde dekore edilen salonda ağırlandı. Uçağın koridorlarında hostesler değil mavinin tüm tonlarında mankenler yürüyordu. Modellerin bel hattı düşük elbiseleri, kayık yakaları ve balon kolları ana temayı oluşturdu. Elbette haute couture’ün vazgeçilmezi el işlemesi pul, payet boncuk ve drapeler okyanus ve buzullardan geçişi eğlenceli kılıyordu.
Armani Prives
GRAND Palais’i dolduran tıklım tıklım kalabalıktan Armani’nin müşterileriydi. Defileden sonra markanın haute couture satışları arttı. Giorgio Armani tasarımlarında öyle obsesif ki tek bir ilham kaynağına odaklanıp içini, dışını tüm yönleriyle keşfediyor. Koleksiyonda orman yeşilinde yılanlar, metamorfoza uğrayan, deri değiştiren sürüngenler değerli derileriyle podyumdaydı! Kreasyonda oynadıkça yer değiştiren ‘croc’ (timsah) yüzeyli ceketlerden üç boyutlu tasarlanmış nakışlar ve sürüngenlerden dizayn edilmiş parçalar mevcut.
Givenchy
RIccardo Tisci, Givenchy’nin Paris’teki modaevini lüks elbiseler için dinamik bir fikir fabrikası haline getirdi. Place Vandome’da defile yerine statik prezentasyon şeklinde sunulan 10 parçalık koleksiyonda gözünüzü ayırmak istemeyeceğiniz, inanılmaz bir el işçiliği vardı. Tasarımcı 1930’ların art deco sanatından yola çıktı. O da Armani gibi kıyafetlerinde timsah derisini detaylandırdı. Tisci’nin ekibi iki timsahın derisini santim santim kestikten sonra tülün üzerinde müthiş bir estetikle birleştirdi. Tisci, elbiselerindeki sınırsız hayal gücünden çıkan parizyen duruşunu kocaman küpe ve hızmalarla tamamladı.
Valentino
Markanın kurucusu Valentino Garavani modaevinden çekildikten sonra bayrağı devralan Pier Paolo Piccioli ve Maria Grazia Chiuri ikilisi yollarına başarı tohumları serperek devam ediyor. İkili Valentino’nun başına geçtiğinden beri detaylara daha özenli yaklaşarak markaya tazelik kattı. Bu da genç jenerasyonu modaevine çekti ama eski müşterilerini de kaybetmedi. Çocuksu masumiyetin hissedildiği haute couture koleksiyonda transparan detaylar, kabarık kollar, danteller narin işlemelerle havadar bir görünüm sergiledi. Hem romantik hem masum hem de yenilikçi.
Alexis Mabille
SIRADIŞI papyonları haute couture’ün bir parçası haline getiren Alexis Mabille’in Carla Bruni Sarkozy gibi pek çok ünlü müşterisi var. ‘Giyilebilir couture’ vurgu yapan koleksiyondaki kum saati biçimli, dar ipek elbiseler ikonik süper model Lisa Fonssagrives’in şemsiyesinden yansıyan, güneşin yüzünü pembe renge kaplayan kumsalda çekilmiş fotoğrafından esinlenerek hazırlandı. Kıyafetler kadar ilgi çekici olan Lisa’nın karesinden yola çıkarak hazırlanan defilenin stylingi idi kuşkusuz. Yüzleri giydikleri kıyafetlerle aynı renge boyanmış ve başlarına monte edilmiş kocaman güller haute couture’ün ruhunu yansıtıyordu.