
Cihan Aktaş’ın Yakın Yabancı adıyla bir araya getirdiği İran yazıları, İran halkının gündelik hayatından, kültür, sanat ve siyaset dünyasından sunduğu enstantaneler, İran hakkında çok şey bildiğini iddia edecekleri bile şaşırtacak bir güçte.
MURAT GÜZEL
abetterway_@hotmail.com
TARİH ve kültür bakımından birçok yakınlık ve benzerliğe sahip olmalarına karşın temsil ettikleri siyasi ve dini gelenekler bakımından da birbirlerine rakip iki önemli ülkedir Türkiye ve İran.
Bu iki ülkenin geçmiş yüzyıllarda Osmanlılar eliyle Ehl-i Sünnet’i, Safeviler eliyle de Şia’yı benimseyerek oluşturdukları siyasal yapılar ve siyasi rekabet Kasr-ı Şirin anlaşmasıyla görece bir denge durumuyla modern dönemlere kadar etkisini sürdüren bir tür doğal barışı ve birbirine ilişmezliği temsil ederken, modern zamanlarda bu rekabetin farklı kılıklar altında kendini yenilediğini görmekteyiz.
Her iki ülkenin de, özellikle İran’da devrime dek hüküm süren Pehlevi hanedanının iktidarı döneminde modernleşme çabalarında ortak yönsemeleri bulunurken, devrim sonrasında rekabet tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Türkiye ‘laik bir cumhuriyet’ ekseninde modernleşme çabalarını sürdürürken, İran 1979’da gerçekleşen devrimle birlikte ‘dini halk egemenliği’ olarak adlandırdığı bir cumhuriyet modelini sahnelemeye çalışıyor.
Modernleşme çabaları açısından bu iki cumhuriyet yaklaşımı arasındaki ayırımı belirleyen nokta ise şu: İran, devrimin ardından Batı tipi modernleşmenin karakterize ettiği ilerleme anlayışının emperyalizmle ilişkili olduğunu düşündüğü şartlarını reddederken, Türkiye için Batı modernleşmesi ‘gülü seven dikenine katlanır’ şeklinde özetlenebilecek bir tür ideal olma konumunu sürekli sürdürdü.
Kadınların İran’ı
İran hakkında özellikle Batı medyasının oluşturduğu, fotoğraf kareleri ve film şeritleriyle dondurarak sabitlediği birçok basmakalıp önyargı ve klişeyi alaşağı eden gözlemlerle örülü Cihan Aktaş’ın Yakın Yabancı adıyla bir araya getirdiği İran yazıları. Hayatını Tahran’da sürdüren ama Türkiye’yle bağlarını da büsbütün koparmayan Aktaş’ın İran halkının gündelik hayatından, kültür, sanat ve siyaset dünyasından bize sunduğu enstantaneler, bu sahnelere ilişkin empati dolu gözlem ve analizler İran hakkında çok şey bildiğini iddia edecekleri bile şaşırtacak bir güçte.
Zehra Rahneverd, Abdülkerim Süruş gibi dini aydınların İran’daki mevcut rejime yönelik sakıngan eleştirilerinin, Türkiye ve Batı medyasında rejimin halk ve aydın desteğini yitirdiği şeklinde bir okunmasına alışığız. Bu tür okumaların da yanlışlığını gösteriyor Aktaş. İran’da iki sosyal atmosfer olduğunu vurgulayan Aktaş, bu atmosferlere yönelik de iki farklı analiz tarzından söz ediyor: İlki, halkın, özellikle de gençlerin ve kadınların talep ve eleştirilerini yansıtan ve resmi olarak dillendirilmekten sakınıldığı halde yüzeye yansımadan edemeyen ‘kabuk altı’ atmosfer; ikincisi ise resmi ideolojik söylemin biçimlendirildiği, yer yer mevcut ve yer yer de gerçekleşmekte olan ütopik bir atmosfer.
Sekülerleşmeye direnç
Halkın siyasal katılımının, sözgelimi seçimlere katılma oranlarındaki büyük düşüşün ABD’nin İran’a saldırma kararlılığını artıracağını düşünenlere de uyarısın var Aktaş’ın: Reformist aydınların iktidar yapısına karşı eleştirileri, onların baskılara karşı olmaları, emperyalizme karşı bir davetiye olarak okunamaz ve üstelik molla sınıfını eleştirmeleri de onların sekülerleştiğini göstermez.
Aydınlardan sinema ve gündelik hayata, özellikle İranlı kadınların sorunlarından resim, tiyatro ve şiire kadar İran hakkında Türkiye’deki bilgi düzeyini artıracak bir kitap Yakın Yabancı. Kültürel ve toplumsal bakımdan Ortaçağ’lardan günümüze iç içe geçmiş iki ayrı ülkenin iletişimini Batılı gözlerle yaptığı bir dünyada bu tür kitaplara büyük bir ihtiyaç duyduğumuz da inkar edilemez.
Modernizmi sözlükten öğren
19. yüzyıldan 20. yüzyıla devreden toplumsal/sosyal düşünce mirası, çeşitli teori, akım ve bunların etkisindeki hareketlerin kültürel, siyasi ve ekonomik hayata müdahalesiyle yeniden biçimlendi. ‘Modern’ kelimesinin karşılıklarına dair bir tartışma bile bu yeniden biçimlendirmeyi görmemiz için yeterlidir. Modern Toplumsal Düşünce Sözlüğü, toplumsal/sosyal düşüncenin bir yandan tarihsel kökenlerine bakarken diğer taraftan bu tarihselliği güncel tartışmalarla harmanlıyor. Modern Toplumsal Düşünce Sözlüğü, Ed. William Outhwaite, İletişim, 2008
Antropoloji ruhlara bakıyor
Birçok araştırmacı, antropolog ve etnologun beş kıtada birbirlerinden on binlerce kilometre uzakta yaşayan insanlarla ilgili çalışmaları Lucien Levy-Bruhl için doğrudan ilham kaynağıdır. Asıl uzmanlık alanı felsefe olan ve ilkel toplumların düşünsel yapısı konusunda en önemli metinlerden birkaç tanesini yazmış olan Levy-Bruhl, bu kitabında ilkel toplumlarda ruh kavramının var olup olmadığını tartışıyor. İlkel insanın nasıl düşünüp nasıl yaşadığını yüzlerce ayrıntının arasından çıkarıyor. İlkel İnsanda Ruh Anlayışı, Lucien Levy-Bruhl, Çev.: Oğuz Adanır, Doğu Batı, 2006
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
YARSAV fişledi biz de aldık
Ülkücü paradigmanın iflası
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Bedri ile Fazıl
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Ben hepinizin annesiyim
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa