
CHP dostlar alışverişte görsün hesabı açtığı Brüksel ofisiyle, ne AB yetkililerinin ne de Avrupalı Sosyal Demokratların gözünü doldurabildi. AB ve Türkiye ilişkileri açısından, en fazla da Türkiye için acilen ‘Avrupai bir Sosyal Demokrasiye’ ihtiyaç var. Meydanın CHP gibi ‘ulusalcı’ partilere bırakılmaması gerekiyor
OZAN CEYHUN*
CHP Başkanı Deniz Baykal yıllar sonra ilk defa Brüksel’e gitti ve CHP orada sahki ‘sosyal demokrat’ bir partiymiş gibi pazarlandı. Baykal Brüksel’de Martin Schulz gibi sosyal demokratların önemli isimleri ile görüşmeler yaptı. AB ülkelerinde genelde iktidar partisi olan Sosyal Demokratlar elbette diplomatik davrandılar ve Baykal’dan gelen görüşme taleplerini geri çevirmediler. Oysa Deniz Baykal çok sayıda SDP heyetinin Ankara ziyaretleri sırasında bu tarz görüşme taleplerini ‘Ankara dışındayım’ diyerek geri çevirmişti. Avrupalılar bu konuda hem daha kibar hem de diplomatça davranmayı becerebildiklerinden Ankara’daki tavrın ‘misillemesine’ yönelmediler.
Bir defasında SDP’li bir heyet olarak Ankara’ya gittiğimizde Baykal ile görüşme talebinde bulunmuştuk. O ise yine ‘kent dışında’ olduğu için bizi geri çevirmişti. Ancak tesadüf bu ya, SDP heyeti uçakla İstanbul’a dönerken Deniz Baykal da uçağa biniverdi. Alman Sosyal Demokrat arkadaşlarım iki sıra önlerinde oturan Baykal’a ‘yoldaşlar arasında söylenebilecek bir çift söz söylemek’ istediklerinde ben bunun gereksizliğini anlatarak onları vazgeçirmiştim.
Diplomatik nezakete aykırı
Ancak o gün aksilikler Deniz Baykal’ın yakasını bırakmadı. Alman Sosyal Demokratlar da olanları tebessümle izlediler. Uçak İstanbul’a ulaştığında hızla uçaktan inen Baykal acele ile benim ceket takım torbamı alıp gitmiş ve kendisininki de bana kalmıştı. Hemen görevlilere rica edip onun VIP otobüsünü bekletmiş ve ceket takım torbalarını değiştirmiştik. O da ‘Ankara’da olmadığı’ nedeniyle ‘Ankara’da buluşmadığı’ SDP heyeti ile ‘Ankara’dan İstanbul’a’ aynı uçakla uçup ardından da VIP’den birlikte çıkmıştı. SDP Başkanları’ndan biri gene Ankara’ya geldiğinde CHP Merkezi’nde Deniz Baykal ile buluşmuştu. 1 saatlik bu görüşmede Baykal 55 dakika konuştu. SDP Başkanı ise ancak 5 dakika konuşabildi. Bu görüşme tüm Berlin’de anlatılan ünlü bir öyküye dönüştü.
Gündeme gelen bir başka ziyaret ise tam komedi filmi gibiydi. Şu anda AB genelinde çok önemli rol oynayan SDP’li bir politikacı CHP Genel Merkezi’nde Deniz Baykal ile buluştu. Zeynep Damla Gürel, Kemal Derviş gibi Almancayı çok iyi konuşabilen şahsiyetlerin de olduğu bir ortamda Deniz Baykal hiç susmadan tam yarım saat konuştu. Onun konuşmasını dinlerken çeviri arası vermesini boşuna beklediğimi anladım.Hatta bir ara yaptığı konuşmanın muhatabının Alman konuk değil de Kemal Derviş, belki de ben olduğum şüphesine kapıldım. Baykal’ın konuşması bitip de ben çeviri hazırlığına girişince, Alman konuk, ‘Yarım saat konuşurken benim tek kelime anlamadığımı düşünme saygısını göstermedi. Ne dediği beni ilgilendirmiyor. Ona işimizin olduğunu gitmek zorunda kaldığımızı söyle’ dedi. Kalktık gittik.
İşte size CHP ve SDP arasında gündeme gelen Sosyal Demokrat diyalog örnekleri.
Yıllar önce ‘evvel zaman kalbur zaman içinde’ SDP ve CHP arasında işleyen Çalışma Grupları varmış. Ben SDP içinde aktif konumda olduğum 2001 yılından beri bunlara tanık olmadım. Karşılıklı sert yazışmalar ve bir kaç defa olması planlanıp ertelenen Çalışma Grubu toplantıları dışında ilişkiler tesadüfi ziyaretlerdeki kısa ‘merhabalaşmalar’ dışına çıkmadı.
CHP’nin Avrupalı Sosyal Demokratlar ile olan sorunu sadece ‘buluşamamak’ değil. CHP, ‘Kemalizm ve Sosyal Demokrasi’ arasında bocalayarak Avrupai Sosyal Demokrat yörüngeye oturma şansına sahip değil. Sosyalist Enternasyonal için olmazsa olmaz değerleri çiğneyerek Sosyal Demokrat ailede olsa olsa ‘bu üye bizim aramıza nereden geldi?’ sorusuna neden olabilir ve öyle de olmakta.
Ergenekon hayal kırıklığı
Tüm AB genelinde ve özellikle Sosyal Demokratlar tarafından çok hassas bir şekilde izlenen ‘Ergenekon Davası’ CHP’nin ‘gerçek yüzünü’ teşhirde tam bir ‘turnusol kağıdı’ işlevi görmekte. Tüm Avrupalı Sosyal Demokratlar, Türkiye’de ‘demokrasinin katline neden’ olanlardan hesap sorulmasını beklemekteler. Aynı İspanya’da olduğu gibi. Portekiz’de cuntacılara karşı Sosyal Demokratlara destek olmak için ‘elinde iki para dolu valizle’ Bonn’dan Lizbon’a uçan Sosyal Demokratların Ergenekon Davası’nda ortaya çıkanlara şaşırmadığını da belirtmekte yarar var. Yıllarca kanıtlanamayan şüpheler bir bir tasdik olmakta. Yargısız infazlar, provokasyonlar, faili meçhul cinayetler, kayıplar ve daha nice demokrasi ve insanlık ayıbının ardındaki çeteleşme ortaya çıktıkça Türkiye ‘temizlenmekte’.
İşte bu noktada Avrupalı Sosyal Demokratlar, Sosyalist Enternasyonal’de üyeleri olan CHP’nin aslında iktidar partisi olup Ergenekon Soruşturması’nın öncüsü olmasını isterlerdi. Portekiz’de, İspanya’da, Yunanistan’da ve Latin Amerika’da hep Sosyal Demokratların öncülüğünde soruldu bu hesaplar. Türkiye’de ise hesabı soran Sosyal Demokrat olmayan AK Parti, ona karşı en sert direnişi gösteren ise asıl hesap sorması gereken CHP. Yine çok önem verdikleri Hrant Dink’in katli konusunda CHP’nin ‘kayıtsızlığı’ onları çok şaşırttı. Hrant Dink’in cenazesinde, görmek istedikleri Deniz Baykal yoktu.
Sosyal demokrat aranıyor
AB ülkelerinde önemli bir seçmen kitlesine sahip olan ve Sosyal Demokrat partileri seçen Aleviler açısından çok önemli bir adım olan Sivas Madımak Oteli’nin altındaki kebapçının kapatılması adımının da CHP’yi terk ederek AK Parti’ye geçen ‘sevip, saydıkları’ yoldaşları Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tarafından gerçekleştirilmesi ve bu konuda CHP’nin konuşmak dışında hiç bir şey yapmaması bir başka hayal kırıklığıydı.
Avrupa’da 2009 seçim yılı. Avrupalı Sosyal Demokrat partiler seçim kampanyalarını hazırlıyorlar. Çok sayıda Türkiye kökenli seçmenin olması doğal olarak bu seçmen grubunun değer verdiği Türk politikacıların da çeşitli toplantılara davet edilmesini beraberinde getiriyor.
Bu kapsamda CHP’li isimler düşünülmüyor. Son aylarda ‘AK Parti’nin CHP’nin yerine Sosyal Demokrasinin muhatabı olup olmaması tartışma konusu oldu. Daha doğrusu ‘AK Parti, Sosyalist Enternasyonal üyesi olabilir mi?’ sorusunun sorulduğuna tanık oldum. Avrupalı Sosyal Demokratlar bu soruya olumsuz cevap veriyorlar.
Doğru! Çünkü AK Parti Sosyal Demokrat bir parti değil. Sosyal Demokrasinin iyi bir muhatabı. Ancak Türkiye’de aranan ‘Sosyal Demokrat muhatap’ sorusuna doğru cevap değil! Türkiye’nin hiç bir parti ile temsil edilmiyor olması ise kabul edilemez bir durum.
KKTC’den CTP’nin orada olması sevindirici. Mehmet Ali Talat ve Ferdi Sabit Soyer gibi Sosyal Demokrat çizgideki şahsiyetlerin orada olması önemli ama bu durum Türkiye’nin eksikliğini gidermiyor. AB ve Türkiye ilişkileri açısından ve en fazla da Türkiye için acilen ‘Avrupai bir Sosyal Demokrasiye’ ihtiyaç var.
ozanceyhun@googlemail.com
*Avrupa Parlamen-tosu eski milletvekili
Düğümü ‘itiraf’ çözdü
Yüzde 80 Şansı var
Aktan ‘konuşan benim’ Kazan ‘görüştüm’ dedi
YARSAV fişledi biz de aldık
Ülkücü paradigmanın iflası
12 Eylül’de Evren ile aynı oyu veremem
Ben hepinizin annesiyim
‘Türbanı çözeceğiz’ derken tesettür ‘rahibe kıyafeti’ oldu
Bedri ile Fazıl
Ergenekonsuz Türkiye için DSP’de toplu istifa