Kötümser filozofun 20. yy kehanetleri

8 Şubat 2010 Pazartesi
Kötümser filozofun 20. yy kehanetleri

Kötümser filozofun 20. yy kehanetleri

AÇIK GÖRÜŞ KİTAPLIĞI

Weber’in eserleri Batılı müelliflerin aksine kötümserdir. Batının yeganeliğine gerekçe üretmeyen bu eserler sanayi toplumlarına karşı müthiş bir şüpheyi diri tutar

MURAT GÜZEL

Sosyoloji disiplininin kurucu teorisyenleri arasında Max  Weber’in Karl Marx ve Emile Durkheim’a nazaran hem toplumu inceleme hem geniş tecessüsü hem de çok-nedenli açıklama ve anlama modeliyle büyük bir farklılığa işaret ettiği bilinir. İktisadi çözümlemeler temelinde toplumu ve toplumsal çatışmaları kavramaya çalışan ve buna uygun Mesihçi bir siyasal felsefe oluşturan Marx’ın yada din sosyolojisinin kurucusu kabul edilen Durkheim’in çalışmalarına nazaran Weber, hukuktan dine, ekonomiden siyasete çok farklı düzey ve alanlarda mukayeseli bir toplumsal teorinin öncülüğünü üstlenmiştir.

Modernizm ve postmodernizm tartışmalarında da sık sık atıfta bulunulan Weber’in eserlerinin dayandığı sağlam metodoloji de modern Batı’nın yeganeliğinin sebeplerini kavramaya dönük Weberci teşebbüsün en önemli ayağını teşkil eder.

Büyüsü bozulmuş dünya

Nesnel bir bilim olamayacağının farkındadır Weber. Sahip olduğu perspektifçi bakışla farklı medeniyetlerde yaşayan insanların belli bağlamsal ve özgül sosyal şekillenişler altında düzenli bir tarzda belli eylem tiplerine nasıl anlam atfettiklerini araştırmaya dönük yaklaşımıyla öznel anlamı merkeze alan bir mukayeseli tarihsel sosyolojinin mucidi olarak görmek mümkün Weber’i.

Weber’in sosyolojik ve politik eserleri 18. ve 19. yüzyıldaki Batılı müelliflerin iyimserliğinin aksine son derece kötümserdir. Batının yeganeliğine gerekçe üretmek üzere formüle edilmemiş bu eserler sanayi toplumlarına karşı da müthiş bir şüpheyi diri tutar. Sanayi toplumlarının yüksek hayat standartlarını koruma kapasitesinden büyülenmekle birlikte, bu toplumların çoğu temel unsurunun modern Batı’nın pek çok ulvi değerinin aleyhine işlediğinin de farkındadır. Kabilevi, etnik ve dini bağlılıklardan kaynaklı husumetleri bertaraf eden ahlaki eylem, bireysel özerklik, asil bir değerler manzumesine atıfla birleşmiş kişilik, kardeşlik ve şefkat ahlakıyla bezenmiş bir toplumsal duyarlılık bu değerlerin başlıcalarıdır.

Weber, 20. yüzyılın başında modern toplumsal süreçlerin bu değerlerin aleyhine, “büyüsü bozulmuş bir dünya” tasavvuruyla birlikte giderek “demir bir kafese” dönüştüğünü vurgular.

Önemli Weber uzmanlarından Stephen Kalberg’in Max Weber’i Anlamak adlı eseri, Türkçe literatürde hakkında kısıtlı sayıda eser olan bu büyük filozofun fikir ve yaklaşımlarına dönük kavrayış gücümüzü zenginleştirecek bir eser.

İslam bilimleri tarihçisi

Bilim tarihçiliğinde adı mutlaka anılması şart bir tarihçi Prof. Fuat Sezgin. Günde 16 saat Bilimler Tarihi çalışan, Müslümanların 800 yıllık gizli kalmış çalışmalarını ortaya çıkaran, 27 dil bilen ama 1960 darbesinde 147’likler arasında üniversiteden uzaklaştırılan, İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’nin kurucusu Sezgin, kitapta hayatını ve tespitlerini anlatıyor.

Bilimler Tarihçisi Fuat Sezgin,

Timaş Yayınları, 2010

Işrak felsefesinin anahtarı 

Nazarî bilgi ile mistik bilgiyi tek bir epistemolojik sistem içinde birleştirmeye çalışan İşrak Felsefesinin kurucusu Şeyhul-İşrâk Sühreverdî, İslam dünyasında İbn Sînâ sonrası felsefî düşüncenin seyrini belirleyen en önemli filozoflardan biri. Filozofun en önemli ve meşhur eseri Hikmetül-İşrâk, meşrep üstadları anlamak için ideal bir anahtar.

İşrak Felsefesi, Şihabüddin Suhreverdi, İz Yayınları, 2010

abetterway_@hotmail.com

 

Facebook Twitter



Tarih:8 Şubat 2010 Pazartesi

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER