




AÇIKGÖRÜŞKİTAPLIĞI
MURAT GÜZEL
Funda Günsoy Kaya, Carl Schmitt ve Leo Strauss’ta ‘Politik Olan’ kitabıyla okuru, politika felsefesine, çağdaş politik sorunlarımızla ilgili derin bir tartışmaya davet ediyor.
Yirminci yüzyılın politika felsefesindeki en büyük keşiflerden biri, şüphesiz Carl Schmitt’e aittir; politik olanın keşfi. Politik olan devleti ve hukuku önceler. Siyasal, her zaman dost-düşman ayrımıyla karakterize edilir. Adalet ve düzen talebi bizi hem felsefenin hem politikanın ne olduğunu, sınırlarını ve imkânlarını sorgulamaya davet eder. Hem Schmitt hem Strauss politik olanın, insanın insani bir dünya kurabilmesi için geçmesi gereken zorunlu eşik olduğunu öğretir.
Politik olan, insanın diğer insanlarla yaşayabileceği muhtelif birliktelik formları (polis, devlet gibi) oluşturma etkinliğidir. Politikanın bilimselleştikçe vaadi olmayan bir etkinliğe indirgendiği entelektüel iklimde Schmitt, bu, dost-düşman ayrımı yapmakla mümkün dediğinde entelektüel bir fırtınaya neden oldu.
Çünkü düşman, hep probleminizin tecessüm etmiş hali olarak düşünülür. Strauss ise, kadim Grek politika filozofları ile Orta Çağ İslam ve Yahudi düşünürleri üzerine yaptığı okumalarının sonucunda, bir insanın doğru ile yanlışın ne olduğunu bilme becerisinin teorik felsefi arayışa bağlı olduğunu düşünür, fakat politik hayatta eylemlerimize eşlik eden ilkelerin kaynağının felsefi bilgi değil inanç olduğunu öne sürer.
Schmitt’te temel politik sorun devlet ve egemenlik eksenli bir biçimde kendisini duyururken Strauss için o tözsel felsefi ve moral bir sorundur. Strauss için politik olmanın nihai anlamı Tanrı’nın Kabil’e sorusunda gizlidir: Kardeşin Habil nerede? İnsani sorumluluğun ve bu anlamda politik olmanın reddi ise Kabil’in cevabında gizlidir: “Bilmiyorum; kardeşimin bekçisi miyim ben!”
Funda Kaya, Schmitt ve Strauss’ta ‘Politik Olan’ kitabıyla okuru, politika felsefesine, politik sorunlarıyla ilgili derin bir tartışmaya davet ediyor.
Bloch’un ilk izleri
Modern düşünür Ernst Bloch’u müstesna kılan özelliklerden biri, sosyal teoriyle edebiyat arasındaki sınırları silmesi. Dahası, eski hikmet diline yaklaşması. İlk eserlerinden İzler, Bloch’un bu özelliğinin en belirginleştiği kitaplarından. Bu küçük eser, mücevher gibi, aforizmalar, gündelik hayattan gözlemler ve politik iddialarla bezenmiş.
İzler, Ernst Bloch, Çev.: Suzan
Geridönmez, İletişim, 2010
Dünyada ve dilde olan
Sinik Aklın Eleştirisi’yle felsefi dikkatleri çeken bir Alman düşünür Sloterdijk. Frankfurt Dersleri’nin kitaplaşmış hali, bu kitabı ise hayranlık uyandıran bakış açısıyla Freud’dan Heidegger’e, Sokrates’ten Hint efsanelerine, şiirden felsefeye, Ren’den Ganj’a, doğumdan ölüme, farklı alanlarda bir konser sanki.
Dünyaya Gelmek-Dile Gelmek,
Peter Sloterdijk, Çev: A. Sarı,
G. Uyanık, Salkımsöğüt, 2005
abetterway_@hotmail.com
Pozitivizme imanın esasları
İki milliyetçilik iki mitoloji Şamanizm ve Zerd...
Devlet ve piyasa arasındaki sırat köprüsü
Kürt sorunu en çok Müslümanların derdi oldu
BDP neden önemlidir?
Taşı gediğine koymanın zamanı
PKK’nın yeni anayasa korkusu
Afrika’daki merhamet ve vicdan kıtlığı
Terörle mücadelede yeni konsept
Gerçek Türkiye hangisi?
Apolitik ricat
‘Terörle mücadele’ başka ‘teröristle mücadele’ ...
İnsan cennetten nasıl düşer?
Hollanda’da kurban ibadeti artık yasak
Türkiye’de Ermenistanlı bir yabancı olmak