



Dicle Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi (DÜSAMER) olarak beş öğretim üyesinin koordinatörlüğünde gerçekleştirilen ve 10 Ağustos tarihinde kamuoyuna açıkladığımız “Diyarbakır’da Anayasa Değişiklik Paketi ve Referandum Algısı” konulu çalışmanın sonuçları üzerinden bir değerlendirme yapmak istiyorum.
YRD. DOÇ. DR. METİN GÜLTEKİN
Dicle Ünv. Edebiyat Fak. Sosyoloji Bölümü
1040 kişiyle yüz yüze görüşülerek yürütülen araştırmada, katılımcıların Mart 2009 yerel seçimlerinde yüzde 60’ı DTP’ye, yüzde23’ü AK Parti’ye, yüzde 3’ü CHP’ye ve yüzde1’i MHP’ye oy verenlerden oluşmuştur. ‘Diğer’ seçeneğini işaretleyenlerin çoğunluğunun o tarihte oy kullanma yaşında olmadığı anlaşılmıştır.
Araştırma sonucunda, yüzde 48 ‘evet’, yüzde 36 ‘boykot’ ve yüzde 16 ‘hayır’ kararı çıkmıştır. Belirgin bir farkla ‘evet’ tercihinin baskın olduğu görülmektedir. Yine de sonuçlar, Diyarbakır’da referandum sürecinin ‘evet’ ve ‘boykot’ çekişmesi şeklinde geçeceğini ifade etmektedir. Mart 2009 yerel seçimleriyle birlikte kıyasladığımızda ‘evet’ oranının AK Parti’nin aldığı oranın üstüne çıktığı, yüzde 65 civarında oy almış olan DTP’nin yerine kurulan BDP’nin ‘boykot’ kararına katılımın alınana oy oranın altına düştüğü anlaşılmaktadır. Bu tabloya yakından baktığımızda, Mart 2009 seçimlerinde AK Parti’ye oy verenlerin yüzde 90’ının değişikliğe ‘evet’ diyeceği, DTP’ye oy vermiş olanların ise, yüzde 53’ünün boykot kararına katılacağı, yüzde 30’unun ‘evet’ diyeceği ve yüzde 17’sinin de ‘hayır’ diyeceği ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar, BDP’nin parti kararına rağmen, tabanının ‘evet’ deme eğiliminin yüksek olduğunu göstermektedir. Bu sonuçları biraz daha netleştirdiğimizde şu sonuçlar karşımıza çıkmıştır: Diyarbakır seçmenine BDP’nin boykot kararı konusundaki görüşünü sorduğumuzda, yüzde 49’u doğru bulduğunu, yüzde 38’i yanlış bulduğunu söylemiştir. Bunların içinden sadece DTP’ye oy vermiş seçmenlerden, yüzde 68’i BDP’nin kararını doğru bulduğunu, yüzde 23’ü ise yanlış bulduğunu söylemiştir. Özetle yüzde 23 oranında bir DTP seçmeninin BDP’nin kararını yanlış buldukları sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunların büyük bir kısmı ‘evet’, bir kısmı da ‘hayır’ kararı vereceklerden oluşmaktadır. Bu sonuçlara rağmen, katılımcıların seçmen eğilimlerini sorguladığımızda daha ilginç bir sonuç ortaya çıkmıştır. Seçmenlerin referandumdaki tutumlarını belirlemede parti kararlarını dikkate alıp almayacakları yönündeki soruya katılımcıların yüzde 33’ü anayasa değişikliğini oylarken daha önce oy verdiği partinin kararına uymayacağını, yüzde 57’si ise uyacağını belirtmişlerdir. Ayrıca referandumda ‘evet’ demeyi düşünenlerin yüzde 41’i, ‘hayır’ demeyi düşünenlerin yüzde 50’si partilerinin kararlarına göre hareket edeceklerini söylerken; referandumu boykot etmeyi düşünenlerin ise yüzde 80’i parti kararına göre hareket edeceklerini ifade etmişlerdir.
BDP tabanı ikiye bölündü
Referandumda ‘hayır’ kararı alan partilerle tabanları arasında bir görüş ayrılığı olup olmadığı konusunda katılımcılara görüşleri sorulduğunda çıkan sonuç da yukarıdaki bulgularla benzeşmektedir. Katılımcıların yüzde 53’ü görüş ayrılığı olduğunu, yüzde 24’ü görüş ayrılığının olmadığını ifade etmişlerdir. Yüzde 23’lük bir kesim ise bu konuda fikir beyan etmemiştir. Bu sonuçlar topluca, vatandaşın değişikliği destekleme yönündeki eğiliminin, parti kararlarına rağmen, baskın olduğunu göstermektedir.
Tüm bu sonuçlara rağmen halkın büyük çoğunluğu yapılan değişiklik önerisini yeterli bulmamakta ve yeni bir anayasa istemektedirler. Araştırmamızda Diyarbakırlı katılımcıların yüzde 14’ü değişikliği yeterli görürken, yüzde 58’i kısmen yeterli derken, yüzde 19’u hiç yeterli görmemektedirler. “Sizce yeni bir anayasa gerekli mi?” diye sorduğumuzda, yüzde 67 “çok gerekli”, yüzde 22 “gerekli” olmak üzere yaklaşık yüzde 90 oranıda yeni bir anayasanın gerekliliğine vurgu yapılmıştır.
Değişiklik paketini yeni bir anayasaya hazırlık olarak görülüp görülemeyeceği sorusuna, yüzde 48 ‘evet’, yüzde 39 ‘kısmen’ ve lüzde 13 ‘hayır’ demiştir. Paket demokratik açılımın bir devamı sayılabilir mi sorusuna ise, katılıcıların yüzde 41’i ‘evet’, yüzde 42’si ‘kısmen’ ve yüzde 16’sı ‘hayır’ demişlerdir. Bu sonuçlar, yeterli görülmeyen bu değişiklik girişimini, içinde bulunulan demokratik girişimlerin ve bunların devamının bir parçası olarak algılama eğilimini ifade etmektedir. Değişiklik paketinin getirileriyle ilgili soruya, katılımcıların yüzde 36’sı değişiklik kabul edildiğinde darbe mağdurlarının haklarını arama imkânına kavuşacağı, yüzde 47’si de bunun kısmen gerçekleşeceği görüşüne katılmışlarıdır. Bu sonuçlar, değişiklikle bir dönemin sona ereceği düşüncesine olan inancı ifade etmektedir. Yine bölge insanının doğrudan kendisini içine alan soruna; Kürt sorununa yönelik bir soruya, katılımcıların yüzde 35’i ‘evet’ ve yüzde 28’i ‘kısmen’ diyerek, değişikliğin Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacağını, dolayısıyla Kürt sorunu ülkenin genel demokratikleşme sorunlarıyla birlikte ele alan bir bağlamı işaret etmişlerdir. Zaten Kürt sorunuyla ilgili doğrudan bir içerik taşımayan değişiklik önerisinin, bu surunun çözümüne katkı sağlamayacağı görüşünde olanlar ise yaklaşık yüzde 30’luk bir oran taşımaktadır.
Eğitim seviyesi yükseldikçe ‘evet’ artıyor
Anayasa değişikliği konusu konuşulurken muhalefetin en çok sarıldığı argümanlardan birisi de AK Parti’nin askeri vesayet yerine kendi sivil vesayetini yerleştirmenin hesaplarını taşıdığı ve bu konuda uyanık olunması gerektiği ve bu değişiklik paketinin de bu hesabın bir parçası olduğu düşüncesidir. Bu nedenle bu tartışmayla ilgili bir soru sorduk ve katılımcıları yüzde 50’si bu düşünceye karşı olduğunu, yüzde 12’sinin kısmen katıldığını, yüzde 25’i katıldığını ifade etmiştir. Yüzde 13 görüş bildirmemiştir.
Araştırmamızda farklı bir sonuç da dikkat çekmiştir, o da; eğitim düzeyindeki artışla beraber, ‘evet’ kararının da artığı. Eğitim düzeyi ile referandum kararları arasındaki ilişki şöyledir: Okuma yazması olmayanlar; yüzde 42 ‘evet’, yüzde 47 ‘boykot’, yüzde 11 ‘hayır’. İlköğretim; yüzde 45 ‘evet’, yüzde 37 ‘boykot’, yüzde 18 ‘hayır’. Ortaöğretim; yüzde 50 ‘evet’, yüzde 33 boykot’, yüzde 17 ‘hayır’. Üniversite yüzde 54 ‘evet’ yüzde 35 ‘boykot’, yüzde 11 de ‘hayır’ demiştir. Bu sonuç da eğitimdeki seviyesindeki artışla beraber, demokratikleşme adımlarının da daha iyi okunduğu biçiminde yorumlanabilir. Bu sonuçlar, Diyarbakırlı seçmenin, özellikle yeni bir anayasa konusunda büyük bir beklenti içinde olduğunu, buna karşılık önüne konulan değişiklik önerisini yeterli bulmasa da, demokratikleşme sürecine olumlu katkılar sağlayacağına inandığını ve değişikliği yeni bir anayasa hazırlanma sürecinde önemli bir adım olarak gördüğünü net olarak göstermektedir. Bu sonuçlar, bir değişim ve demokratikleşme beklentisidir ve değişimi öne çıkaranların siyaseten kazançlı çıkacaklarının bir göstergesidir.
mgultekin72@hotmail.com
Pozitivizme imanın esasları
İki milliyetçilik iki mitoloji Şamanizm ve Zerd...
Devlet ve piyasa arasındaki sırat köprüsü
Kürt sorunu en çok Müslümanların derdi oldu
BDP neden önemlidir?
Taşı gediğine koymanın zamanı
PKK’nın yeni anayasa korkusu
Afrika’daki merhamet ve vicdan kıtlığı
Terörle mücadelede yeni konsept
Gerçek Türkiye hangisi?
Apolitik ricat
‘Terörle mücadele’ başka ‘teröristle mücadele’ ...
İnsan cennetten nasıl düşer?
Hollanda’da kurban ibadeti artık yasak
Türkiye’de Ermenistanlı bir yabancı olmak