ABD İran’ı vurmaya hazırlanıyor

10 Aralık 2007 Pazartesi
ABD İran’ı vurmaya hazırlanıyor
Pentagon’un silah için ödenek talep etmesi, İran’a yönelik yeni ekonomik tedbirlerin alınması ve Irak’ta esir alınan İranlıların ifadelerinden elde edilen ‘terör örgütlerine destek verildiğine yönelik itiraflar’ gösteriyor ki ABD, İran’a yapacağı saldırı için delil topluyor.

MUSTAFA ALİCAN*



AMERİKA’DA 11 Eylül’de gerçekleştirilen saldırılardan sonra el-Kaide terörünün kökünü kazımak için Afganistan’ı yangın yerine çeviren ve ‘hazır Ortadoğu’ya gelmişken Irak’a da demokrasi getirelim,’ diyerek Irak’ı işgal eden Bush yönetimi, bir yandan ‘Irak bataklığı’ efsanesiyle dünya kamuoyunu uyutmaya devam ederken bir yandan da yoğun bir şekilde İran’ı vurma hazırlıklarını sürdürüyor.

Geçen haftalarda, ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırım paketinin Dışişleri Bakanı Condelezza Rice tarafından açıklandığını okuduk gazetelerde. Habere göre Amerikan yönetimi, İran’da çok ciddi bir ekonomik güce sahip olan İran Devrim Muhafızları’nı hedef aldığını ilan ediyordu. Ekonomik yaptırım paketiyle birlikte okuduğumuz diğer bir haber, Pentagon’un Kongre’den 88 milyon dolar talep etmesiydi. Dudak uçuklatan bu astronomik ödenek talebinin gerekçesi ise, İran’ın yeraltındaki nükleer tesislerini vurmak için tasarlanan 13.6 tonluk ‘Big Blue’ adlı bombanın B-52’lerle taşınma işinin finanse edilmesi. Yani Washington, bazı planlar yapıyor.

11 Eylül saldırılarından sonra İran’ın büyük bir jest yaparak Cuma hutbelerinden ‘Amerika’ya ölüm!’ ibarelerini çıkarması, yine Cuma hutbelerinde terör saldırılarının nefretle kınanması ve Tahran Belediye Başkanı’nın New York Belediye Başkanı’na taziye mektubu göndermesi gibi bir takım girişimler, ‘Amerika ile İran arasında acaba bir yakınlaşma mı olacak?’ sorusunu ön plana çıkarmıştı.

İpler koptu kopacak

Fakat 29 Ocak 2002 tarihinde gerçekleştirdiği ilk ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasında, George Bush’un, İran’ı Kuzey Kore ve Irak ile birlikte ‘şer ekseni’nin parçası ilan etmesi, bu soruyu anlamsız kılmıştı. Zira yeni Başkan’ın ilk konuşması, İran’ın reformcu Cumhurbaşkanı Hatemî’nin sürekli altını çizdiği ‘medeniyetler arası diyalog’ projesinin yanı sıra, İran politikasında güç bela yeşerme imkanı bulan ABD ve Batı ile ilişkilerin normalleşmesi yönündeki liberal açılımların ılımlı destekçilerini de hayal kırıklığına uğratmıştı.

Bu gelişmeler sonucunda İran’daki reformcu ve ılımlı unsurların önemi azaldı ve ilk seçimlerde, radikal söylemleri ile dikkat çeken Mahmud Ahmedinejad cumhurbaşkanlığına seçildi. Böylece ABD ve İran arasındaki ‘soğuk savaş’ yeniden alev almaya başladı.

Irak’ı işgal ettikten hemen sonra İran ve Suriye müdahalesinin de sırada olduğu yönündeki haberlerle dünya kamuoyunu yoklayan ve bu devletlere yapmayı planlayacağı muhtemel bir saldırı için kesin bir meşruiyet zemini oluşturmak zorunda olduğunu gören ABD, bu noktadan hareketle, İran’ı, bugün bütün dünyanın gözünde ‘nükleer bir öcü’ haline getirmeyi başardı.

Rice’ın, yeni yaptırım paketini açıklarken, ‘İran’ın tüm müzakere taleplerini reddederek nükleer heveslerini sürdürme konusunda ısrarcı olduğunu ve bu ısrarın ABD’yi yeni tedbirler almak zorunda bıraktığını’ belirtmesi de Amerika’nın, aradığı meşruiyet zeminini bulduğuna inandığını gösteriyor.

ABD’nin eylem planı

Bu bağlamda, Pentagon’un İran’ın nükleer altyapısını vurmak için hazırlamakta olduğu silah için ödenek talebinde bulunması, İran’a yönelik yeni ekonomik tedbirlerin alınması ve Irak’ta esir alınan İranlıların ifadelerinden elde edilen ‘terör örgütlerine destek verildiğine yönelik itiraflar’ da anlam kazanıyor. ABD, İran’a yapacağı saldırı için delil topluyor.

İran’ı vurmaya karar vermiş olduğu anlaşılan ABD’nin, bu kirli planlarına Türkiye’yi de dahil etmeye çalıştığı artık sır değil. ABD silahları ile Türk askerlerini şehit eden ve ülkeyi büyük bir kaosa sürükleyen PKK’nın Amerika tarafından gözden çıkarılmış olması ve Başbakan Erdoğan ile Başkan Bush arasında yapılan Beyaz Saray Zirvesi’nde asıl müzakere konusunun İran olduğu yönündeki spekülasyonlar, Pentagon’un, İran’ı vururken Türkiye’yi de yanına almak istediğinin en önemli işareti.

Türkiye, ABD-İran savaşında taraf olacak mı olmayacak mı, sorusunun cevabını bugünden kestirebilmek oldukça zor görünüyor. Fakat şunu söyleyebiliriz: Şayet herhangi bir şekilde İran’ın nükleer gücünün yok edilmesi, İran’ın dört bir yanından kuşatılarak iyice etkisizleştirilmesini ve ABD ile İran arasında bir anlaşmaya gidilmemesi durumunda ABD, kısa bir süre sonra İran’ı vuracak.

Türkiye ABD’nin kozu

ABD’nin İran ile anlaşabileceği konusunda bir ‘olur’ görmüyorum, mümkün olsaydı, zaten bugüne kadar olurdu. Ayrıca, ABD’nin son zamanlarda yoğunlaşan yeni silahlar üretme girişimleri, Washington’un da böyle bir ihtimali gündeminde bulundurmadığını gösteriyor. İran’ın nükleer çalışmaları ve bu çalışmalar sonunda elde edeceği gücün herhangi bir şekilde akamete uğratılması ise ya İran ile yapılabilecek olan bir anlaşma ya da şu anda kestiremeyeceğimiz bir tür silahlı müdahale ile mümkün olabilir ki, bu durum savaş ya da barış süreci içindeki bir aşamadır.

İran’a karşı muhtemel Türkiye-ABD ortaklığına gelince, bu ihtimal konusunda net bir şey söylemek mümkün değil. 1 Mart tezkeresinden sonra iyice gerginleşen ilişkiler, Erdoğan-Bush zirvesinde varılan mutabakattan sonra tamamıyla PKK’nın akıbetine bağlanmış durumda.

Türkiye’nin en büyük hassasiyeti olan PKK’nın tasfiyesi konusunda Amerika’nın Türkiye ile ortak hareket etmesi, sözü edilen ilişkileri çok güçlü bir konuma getirebilir. Fakat bu şekilde oluşabilecek olan güçlü ilişkilerin, Türkiye’nin İran konusunda ABD ile ortak hareket etmesini sağlayıp-sağlayamayacağı belirsiz.

PKK’nın akıbeti kilit olay

Neticede Türkiye, özellikle son haftalarda, İran ile çok güçlü ekonomik bağların kurulmasını sağlayabilecek olan anlaşmalar imzaladı ve bu anlaşmaların getireceği yararlardan, ABD ile ‘küsmemek’ adına vazgeçmesi düşünülemez.

Sonuç olarak denebilir ki, büyük bir ihtimalle İran’a saldıracak olan ABD, Türkiye’yi de bu saldırının sonuçlarına ortak etmek için elinden geleni yapıyor. Fakat Türkiye Hükümeti’nin yürüttüğü ikili politika, Amerika’nın İran’a yapmayı planladığı saldırının gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin nasıl bir rol oynamayı planladığı konusunda öngörüde bulunmayı imkánsız kılıyor.
Facebook Twitter



Tarih:10 Aralık 2007 Pazartesi

İlgili Yazılar

İŞLEMLER

Arkadaşına Gönder

  • Adınız ve Soyadınız
  • Eposta Adresiniz
  • Gönderilecek Eposta
  • Yorumunuz

Gönder

YAZARLAR

SICAK HABER