



PKK’nın, suçlama, tahkir ve tehdit etme yaklaşımı, çözüm isteyen AK Parti’yi statükocu olan CHP ve MHP’den daha büyük bir tehlike olarak algıladığını gösteriyor.
YALÇIN AKDOĞAN
Doç. Dr. Siyaset Bilimci
PKK’ya bağlı internet siteleri, yaklaşık bir aydır AK Parti’ye karşı bilinçli bir saldırı başlatmış durumda. Öcalan’ın son görüşmesinde “faşist parti” olarak hakaretler yağdırdığı AK Parti iktidarı, terör örgütünün ağa babaları tarafından her türlü aşağılamaya, suçlamaya ve tehditlere maruz bırakılıyor.
Duran Kalkan “Süreç savaşa gidiyor” röportajında “faşist, özel savaşçı, yalancı, hilekar, riyakar” olarak hakaret ettiği AK Parti’nin çöpe atılması gerektiğini söylüyor. Karayılan, “Başbakanı uyarıyorum” başlıklı röportajında, AK Parti’nin siyasal soykırım yaptığını, sıkıyönetim ve cunta politikası uyguladığını söylüyor. Son haftalarda başlatılan bu suçlama, tahkir ve tehdit etme yaklaşımı, PKK’nın demokratik açılım sürecinden ciddi şekilde rahatsızlık duyduğunu, çözüm isteyen AK Parti’yi statükocu olan CHP ve MHP’den daha büyük bir tehlike olarak algıladığını gösteriyor. AK Parti’nin “imha ve tasfiye” operasyonu yürüttüğü iddiası, süreci provoke etmeyi, açılım sürecinin bölgedeki halk desteğini kırmayı, çözüm atmosferini dağıtmayı amaçlıyor.
Tehlikeli bir oyun oynanıyor
AK Parti’ye karşı atılan savaş naraları, Reşadiye saldırısından sonra daha da arttı. 17 Aralık’ta yazdığım “Açılım PKK’nın ezberini bozdu” başlıklı yazıma aynı çevrelerden gelen tepkiler, kötü niyeti ve tahammülsüzlüğü yansıtıyor. Bu yazıda Cemil Bayık’ın ortaya koyduğu söylemin nasıl tehlikeli bir oyunu hedeflediğine değinmiştim. Bayık, kabaca AK Parti’nin sistemin son kalesi olduğunu, AK Parti devre dışı kalırsa sistemin çökeceğini ve devletin PKK ile pazarlığa oturmak zorunda kalacağını ima ediyor, “AK Parti’yi aradan çıkaralım” mesajı veriyordu.
Ben ise bu durumu şöyle anlatmıştım: “Türkiye’nin bölünme noktasına gelmesini veya büyük bir toplumsal kaos yaşanmasını, devletin tükenmesi ve acziyet içinde masaya oturması olarak görüyor. AK Parti’nin izlediği siyaset tarzı gerçekten de Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü açısından hayati derecede önemlidir.
PKK da, AK Parti’nin devre dışı kalmasıyla bu bütünlüğün zedeleneceğini, siyasetin anlamsızlaşarak teröre uygun bir ortam ortaya çıkacağını, örgütün devleti daha kolay köşeye sıkıştırabileceğini öngörüyor. Bu yüzden PKK için hem hukuk sistemi, hem demokrasi, hem siyaset, hem AK Parti, hem de demokratik açılım süreci büyük bir engeldir.”
Bu yazıda PKK’nın açılım sürecini sabote etmesinin sebebi olarak, terör örgütünün hedef ve amaçların, demokratik hukuk sistemi içinde gerçekleştiremeyeceğini, bu yüzden demokratik bir çözümle yetinemeyeceğini vurgulamıştım. Anlaşıldığı kadarıyla Öcalan’ın da üflemesi sonrasında birçok kişi bu yazıya atıf yaparak sürecin gerçek niyetinin anlaşıldığını, bunun da PKK’yı imha ve tasfiye etmek olduğunu yazdı. PKK’nın yandaş kalemleri, “Kürt sorunu çözülürse PKK biter diyenler yanlış söylüyorlar, bu nedenle ilk önce PKK bitmelidir” dediğimi ifade ederek, beni çözüm karşıtı konuma oturtmaya çalıştılar.
Oysa ben şu ifadeleri kullanmıştım: “‘Sorun çözülürse PKK’ya gerek kalmaz, önce mesele hallolsun sonra PKK devre dışı kalır’ anlayışı da bir yanılsamadan ibarettir. Çünkü bugün orta yerde duran sorunun önemli bir parçası PKK’nın ve terörün varlığıdır. Sorunun çözülmesi terörün de bitmesini gerektirir. PKK sorunun dışında değildir. Açılımın bir ayağını demokratikleşme oluştururken, diğer ayağını terörün son bulması olması, bu yüzden çok anlamlıdır. İç içe geçen bu sorun ancak bir bütün olarak ele alınabilir ve çözülebilir.”
Açılımın iki ayağı
Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi, terör meselesi Kürt meselesinin önemli bir ayağı haline gelmiştir ve çözüm sürecinde terörün son bulması da önemli bir boyuttur. Zaten açılım sürecinin başından bu yana iki ayak, demokratikleşme ve terörün son bulması, vurgulanmaktadır.
Bunun, bir “imha ve tasfiye” olarak propaganda malzemesi yapılması, PKK’nın her türlü gelişme ve iyileşmeye rağmen silahlı bir örgüt olarak varlığını sürdürme ısrarını ortaya koymaktadır. Terörün son bulması ve dağdan inişin gerçekleştirilmesi, elbette böyle büyük bir çözüm projesinin parçası olmak durumundadır. Ortaya çıkan gerçek şudur: PKK ne demokratik gelişmelerle Kürt meselesinin mevcut hukuk sistemi içinde çözülmesini istemektedir ne de silah bırakma gibi bir derdi vardır. PKK’nın hedefleri demokrasi ve hukukla bağdaşmadığı gibi, silahlı bir terör yapılanması olarak varlığını sürdürme, baskı unsuru olarak kalma gayreti de demokrasiyle ve hukukla bağdaşmaz. Bu yüzden açılımı Kürtlerin haklarının gelişmesi olarak görmek yerine, kendi varlığının son bulması olarak algılamaktadır.
Muhatap bütün Kürtler
Terör örgütü, kendisini ve Öcalan’ı muhatap haline getirmek için son yol olarak tehdit ve gözdağı yöntemini devreye koymuştur. AK Parti’ye yönelik suçlama ve hakaretler ile savaş çığlıkları atmaları, bu psikolojiyi yansıtıyor.
Açılım sürecini Öcalan’ı kurtarmanın veya örgütü meşrulaştırmanın bir vesilesi olarak kullanmak isteyen PKK, Hükümetin tüm vatandaşları muhatap alarak doğru bildiği yolda yürümesi sebebiyle daha fazla hırçınlaşmaktadır. ABD, AB ve bölge ülkelerinin giderek teröre karşı Türkiye ile işbirliğini geliştirmesi karşısında PKK’nın bulduğu yol, terör olaylarıyla hükümeti tehdit ederek, kendisini sürece sokmaya, üzerindeki baskıyı kırmaya çalışmaktır.
PKK’nın açılım sürecinin gidişatına elbette bir tesiri olacaktır. Bu, provokasyon, ajitasyon ve sabotaj şeklinde de olabilir, daha az negatif davranma ve demokratik gelişmeleri sabote etmeme şeklinde de olabilir. Terörün son bulması ve dağdan inme sürecinde de elbette PKK’nın tavrı işin mahiyetini değiştirebilir. Bu rolü ve etkiyi tespit etmek örgütü muhatap alma anlamına gelmediği gibi, PKK’nın durumu kötüleştirmeye çalışması da yolun sonu değildir.
Örgütün, savaş ve çatışma söylemiyle tehdit ve hakaretlere yönelmesi elbette, toplumsal gruplar üzerindeki olumsuz kanaatleri artıracaktır.
(Bu yazı 25 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır.)
yalcinakdogan@mynet.com
Pozitivizme imanın esasları
İki milliyetçilik iki mitoloji Şamanizm ve Zerd...
Devlet ve piyasa arasındaki sırat köprüsü
Kürt sorunu en çok Müslümanların derdi oldu
BDP neden önemlidir?
Taşı gediğine koymanın zamanı
PKK’nın yeni anayasa korkusu
Afrika’daki merhamet ve vicdan kıtlığı
Terörle mücadelede yeni konsept
Gerçek Türkiye hangisi?
Apolitik ricat
‘Terörle mücadele’ başka ‘teröristle mücadele’ ...
İnsan cennetten nasıl düşer?
Hollanda’da kurban ibadeti artık yasak
Türkiye’de Ermenistanlı bir yabancı olmak